Kategoriler
Gündem Sağlık

2. Kez koronavirüse yakalanan hasta konuştu; “İlkinden daha ağır”

Tunceli’de Munzur Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Yalçın Çakmak, 5 Ağustos’ta koronavirüse yakalanıp, tedavi gördükten sonra 3 Eylül’de burun ameliyatı oldu. Çakmak, 17 Eylül’de koronavirüs belirtileri gösterince yeniden yapılan testi pozitif çıktı. Dr. Çakmak’ın iki gün sonra yapılan testi ise negatif çıktı. Yeniden test yapılacak olan Dr. Çakmak, birincisinden daha kötü semptomlarla geçirdiği ikinci hastalık sürecini evinde geçiriyor.

Munzur Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Yalçın Çakmak, 5 Ağustos’ta koronavirüs belirtileri gösterince hastaneye başvurdu. Covid-19 testi pozitif çıkan Çakmak, hastalığı Hozat’taki evinde dinlenerek atlattı. Yalçın Çakmak 22 Ağustos’ta Elazığ’a giderek 3 Eylül’de Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde olacağı burun ameliyatı öncesi kendisine tekrar Covid-19 testi yapıldı. Testi negatif çıkınca Çakmak, 3 Eylül’de başarılı burun ameliyatının ardından Tunceli’ye dönerek evinde dinlenmeye başladı. Ameliyattan 13 gün sonra tekrar rahatsızlanan ve koronavirüs belirtileri gösteren Dr. Çakmak’a 17 Eylül’de yapılan Covid-19 testi yine pozitif çıktı. 19 Eylül’de hastaneden aranarak tekrar test yaptırılan Dr. Çakmak’ın bu sefer ki test sonucu negatif çıktı. Evinde dinlendiğini belirten Dr. Çakmak, “Şikayetlerim var tabii ki. Geceleri uyuyamıyorum, halsizlik ve öksürük var. Evde karantina sürecini geçiriyorum. Ama yakın zamanda yeni bir test daha yapacaklar. Bakalım sonuç bu kez nasıl çıkacak. Gerçekten merak ediyorum” dedi.

“DOKTORLAR ŞAŞKINA DÖNDÜ”

İkinci kez koronavirüse yakalanmasına doktorların da şaşırdığını anlatan Dr. Çakmak, “Baş ağrısı, halsizlik, eklem yerlerimde ağrı, yüksek ateş belirtileri ile doktora gittim. Tomografi çekildi ve kanımda yüksek oranda enfeksiyon, ciğerlerimde buzlu cam görüntüsü tespit edildi. PCR testim de pozitif çıktı. Sonucu görünce doktorlar da şaşırdı. Çünkü bu kadar kısa bir sürede Tunceli’de ikinci kez hastalığa yakalanan herhalde sadece ben oldum. Doktorlar da bu durum karşısında şaşkına dönünce Sağlık Bakanlığı’nı aramışlar. ’48 içinde bir test daha yapılsın’ denilince 19 Eylül’de ikinci test yapıldı ve negatif sonuç çıktı. Ama ben şunu söyleyebilirim; son yaptırdığım test negatif çıksa da ben bu sonuca güvenmiyorum. Şu an yaşadığım rahatsızlıklar ve durumumdan dolayı hala koronavirüs hastası olduğumu düşünüyorum. Çünkü tomografide çıkan sonuçlar benim düşüncemi destekliyor” diye konuştu.

“İKİNCİ KEZ YAKALANINCA ÇOK KÖTÜ SEMPTOMLAR İLE GELİYOR”

Dr. Çakmak, koronavirüse ilk yakalandığı dönemde hiçbir belirti hissetmediğini belirterek, şunları kaydetti:

“Evde 15 günden fazla karantinada kaldım ama kendimi hiç kötü hissetmedim. Şu an sonucum negatif çıkmasına rağmen gece uyurken nefesim kesiliyor ve sanki boğulacak gibi oluyorum. Kimse Covid-19 oldum, kurtuldum, bu hastalığı atlattım diye düşünmesin. Herkes ikinci kez bu hastalığa yakalanabilir. Üstelik ikincisinden de kötü semptomlar ile geliyor. Özellikle de kuru öksürük ve boğulma hissi çok feci bir duygu. Şu an kendimi çok halsiz hissediyorum.”

 

 

 

 

Kategoriler
Dünya Sağlık

Koronavirüs ile mücadelede şok gelişme! Japonya ürettiğini açıkladı!

Çin’in Wuhan kentinde başlayan ve kısa sürede bütün dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını için tedavi yöntemleri tüm dünyada aranmaya devam ediyor. Hastalık ile mücadelede son haber ise Japonya’dan geldi. Ürettiği ürünlerin kalitesiyle tüm dünyanın saygı duyduğu Japonya’da ışık ekipmanı üreticisi Ushio, insana zarar vermeden yeni tip koronavirüsü yok eden ultraviyole (UV) ışın yayan “Care222” adlı cihazı üretti.

Columbia Üniversitesi iş birliğiyle üretilen Care222, 254 nanometre dalga boyunda UV yayan geleneksel cihazların aksine, insana zararsız 222 nanometrelik UV yayıyor. Mikropları öldürürken insanlara zarar vermeyen cihaz, yüksek riskli otobüs, tren, asansör ve ofis ortamlarının dezenfekte edilmesinde kullanılacak. Ortamın tavanına asılan Care222, 2,5 metre mesafeden havadaki virüs ve bakterilerin yüzde 99’unu 7 dakikada etkisiz hale getiriyor.

ÜNİVERSİTE TARAFINDAN ONAYLANDI

Kyodo ajansına göre cihaz, türünün ilk örneği. Cihaz, 222 nanometre dalga boyunda deri yüzeyine ve göze nüfuz etmeyerek genetik kusurlara yol açmıyor. Ushio, 222 nanometrelik UV’nin insan için zararsız olduğunu tarafsız testlerde Hiroşima Üniversitesince onaylandığını bildirdi.

SATIŞ FİYATI BELİ OLDU

300 bin yen (2 bin 860 dolar) fiyat etiketli 1,2 kilogram ağırlıklı Care222 için şimdilik sadece sağlık kurumlarından sipariş alınabiliyor.

Öte yandan firma, Care222 emitörlerinin monte edileceği genel amaçlı ampul üretimi için Toshiba ile proje yürüttüğünü açıkladı.

Kategoriler
Eğitim

Fotoğraflarla çok tartışılan yüz yüze eğitimin ilk günü

Koronavirüs pandemisi nedeniyle uzun süredir tartışılan yüz yüze eğitim bugün başladı. Peki sınıflarda ve okullarda durum nasıl? İşte ilk günün manzaraları.

Yeni eğitim öğretim dönemi, TRT EBA, EBA ve canlı dersler kullanılarak uzaktan eğitim yoluyla 31 Ağustos’ta başlatılmıştı. Yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle uzaktan yürütülen yeni eğitim öğretim döneminde yüz yüze eğitim, anasınıfı ve ilkokul 1’inci sınıflarda bugün başladı. Okulların açıldığı ilk hafta olan 21-25 Eylül’de gerçekleştirilecek uyum programı okul öncesi eğitim kurumlarında ve ilkokul 1’inci sınıflarda “1 gün yüz yüze eğitim” şeklinde olacak. Okulların ilk gününde çekilen fotoğraflar, bundan sonraki sürecin nasıl olacağı hakkında da fikir verdi ve bugüne kadar okullarda koşarken zıplarken gördüğümüz öğrencileri ilk defa sakin ve kontrollü bir şekilde görmemizi sağladı.

ZORUNLU KATILIM ŞARTI YOK

Öğrencinin yüz yüze eğitime katılımı zorunlu tutulmayacak, veli yazılı bir başvuruda bulunmaksızın kendi isteğiyle öğrencisinin uzaktan eğitime devamını sağlayabilecek.

Okul yönetimlerinin 21-25 Eylül haftasında hangi gün olacağına öğretmenlerle birlikte karar vereceği uyum programı, okul öncesi eğitim kurumlarında 30’ar dakikalık 5 etkinlik saati olacak şekilde 1 gün, ilkokul 1’inci sınıflarda ise 30’ar dakikalık 5 ders saati ve aralarda 10’ar dakikalık teneffüsler olacak şekilde 1 gün üzerinden planlanacak.

YALNIZCA 2 GÜN 30 DAKİKALIK 5 DERS OLACAK

İmkan ve şartlara göre sınıf mevcudunun sosyal mesafe kurallarına uygun şekilde iki ayrı gruba ayrılması ve her grubun okula uyum programının birbirinden farklı günlerde olması sağlanacak. Teneffüs saatlerinde öğrencilerin sosyal mesafeye uymaları için gerekli yönlendirmeler yapılacak.

Uyum haftasından sonraki 28 Eylül-2 Ekim tarihlerini kapsayan hafta ve devamında da haftada 2 gün eğitim yapılacak. Her bir gün 30’ar dakikalık 5 ders saati yüz yüze eğitim yapılacak. Ders saatleri arasında 10’ar dakikalık dinlenme süresi verilecek.

Okul yönetimlerince teneffüs saatlerinde öğrenciler arasındaki sosyal mesafenin korunması için nöbet  görevi de dahil olmak üzere gerekli planlamalar gerçekleştirilecek.

 

Kategoriler
Gündem Sağlık

Çin’den korkutan açıklama! Yiyecekten bulaşıyor!

Salgının başından beri herkesin çekindiği ‘yiyecekten virüs bulaşır mı’ konusu ile ilgili dikkat çeken gelişmeler yaşanıyor.

Euronews’te yer alan habere göre Çin’de Rusya’dan ithal edilen dondurulmuş kalamarlarda Covid-19 virüsüne rastlandı.

Çinli sağlık yetkilileri 24-31 Ağustos tarihleri arasında Çin’in Jilin eyaletine ithal edilen kalamar paketlerini satın alanların ya da tüketenlerin derhal Covid-19 testi yaptırması çağrısında bulundu.

Çin gümrüğü cuma günkü açıklamasında, dondurulmuş gıda ürünlerinde koronavirüs çıkması durumunda şirketlerin ithalatlarını bir hafta süreyle askıya alacağını belirtti. Bu sürenin, tedarikçi şirketin ürünlerinde üç defa Covid-19’a rastlanması durumunda bir aya uzatılacağı ifade edildi

 

 

 

 

 

 

Kategoriler
Gündem Sağlık Yerel

Koronavirüs baba ile kızını ayırdı!

Koronavirüs pandemisi bütün dünyada etkisini sürdürüyor. Koronavirüs hastalığına yakalanan insanlar, yaşadıkları zorlu tedavi sürecinin yanı sıra aileleri ve sevdikleriyle ayrı kalmanın da acısını yaşıyorlar.

İzmir’de yaşayan Sertan Şahin, kendisini halsiz hissedince hastaneye giderek koronavirüs testi yaptırdı. Testi pozitif çıkan  Sertan Şahin, yakınlarına haber vererek evde bir odaya kapandı. 3 gündür karantinada olan Sertan Şahin’in 18 aylık kızı Eylül sık sık babasının bulunduğu oda önüne gelerek ona sesleniyor. Kapı altındaki aralıktan bakan Eylül ile babası sık sık göz göze geliyor. Duygusal anlar yaşayan baba o anları cep telefonuyla kaydedip uyarı için paylaştı.

KİMSENİN VEBALİNE GİRMEYİN

Kurallara uyulmasını isteyen Şahin,  “Yanımda bulunan arkadaş pozitif çıkmıştı. Ben de test oldum. Akşam saatlerinde test sonucum pozitif çıktı. İzole oldum ve tamamen odaya kapandım. Videoda gördüğünüz gibi kızıma bile sarılamadım. Maskenizi takın kimsenin vebaline girmeyin. Kimse bunları yaşamak zorunda değil. Maske takmak bunları yaşamaktan daha kolay” dedi.”Yan oda da eşim ve çocuğum bulunuyor” diyen Şahin, “Hiçbir şekilde yanlarına gidemiyorum sarılamıyorum gerçekten çok zor” ifadelerini kullandı. Sertan Şahin,  “Kızım baba dedikçe o anki psikoloji çok farklı, yaşamanız lazım. Kötü olmadım ama yaşamak için bir nedenim olduğunu anladım” diye konuştu.

Kategoriler
Gündem Sağlık Türkiye

Hastayken göreve çağrıldılar, koronavirüse yakalandılar

Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışan SES Şube Eş Başkanı Sakine Doğan, koronavirüs salgınından dolayı kendisinin de dahil olduğu kronik hastalığı olan 26 sağlık emekçisinin idari izninin iptal edildiğini söyledi. Göreve başlayan iki çalışanın koronavirüse yakalandığını belirten Doğan, “Bir an önce yeterli güvenceli kadro ile sağlık emekçisi ataması yapılmalı” dedi.

3 GÜN SONRA İZNİM İPTAL EDİLDİ

Evrensel’de yer alan habere göre, risk grubunda olduğunu belirten Doğan, “Devlet hastanesinde 27 yıllık hemşire olarak çalışıyorum. Kronik hastayım. 1 Eylül’de özlük biriminden idari iznimin uzatıldığına dair mesaj geldi, 4 Eylül’de iznim iptal edildi. Pazartesi dilekçe ile başvurdum, öğleden sonra ret cevabı geldi. Ben ankilozan spondilit ve lokopeni hastasıyım. Ve tnf ilaç kullanıyorum. Sağlık kurulu raporum var. Ağır efor gerektirmeyen ve iş yükünün az olduğu birimlerde, enfeksiyon riskinin yüksek olmadığı yerlerde çalışmam uygun” diye konuştu.

Hastane başhekimliğine başvurduğunu ifade eden Doğan, “Cumhurbaşkanlığı genelgesi dahilinde kapsam dışında olduğumuzu ve idari izin verilmeyip bizi geri hizmette çalıştırılamayacağımız söylendi. Biz de hastanenin şu an her biriminin riskli olduğunu belirttik. İdari izinde 28 sağlık çalışanı vardı. İki kişinin izninin onaylandığı 26 kişinin izninin iptal edildiği söylendi. Kronik hasta olup idari izinli sayılmayan benim bildiğim iki arkadaşım Kovid-19 hastalığına yakalandılar. Çünkü kronik hastaların bağışıklık sistemi daha zayıf ve virüse yakalanmaları daha yüksek” dedi.

TABLODA BİR SAYI OLMAK İSTEMİYORUM

Doğan şöyle devam etti, “Ben çocuklarını yalnız büyüten bir anneyim. Çocuklarım beni kaybetme korkusu yaşıyorlardı bu sürede kaygı daha da arttı. Kovid servisinde çalışmıyorum ama ortopedi servisinde çalışıyorum. Acil gelip ameliyat olan hastalar pozitif mi değil mi bilemiyoruz ve müdahale ediyoruz. Maske siperlik kullanıyorum ama ne kadar koruyacak bilemiyorum. Sağlık emekçisi olarak çok kaygılı çalışıyorum. Personel açığı çok fazla, arkadaşlarım yoğun nöbetler, fazla mesailer ile çalışmaktalar. Bir an önce yeterli güvenceli kadro ile sağlık emekçisi ataması yapılmalı. KHK ile ihraç edilen yetişmiş sağlık emekçileri göreve döndürülmeli. Ben de bir sağlık emekçisi olarak turkuaz tabloda bir sayı olmak istemiyorum.”

Kategoriler
Türkiye Yerel

Koronavirüs önlemleri kapsamında 15 gün kapatıldı!

İzmir Büyükşehir Belediyesi, koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında, Pazar gününden itibaren Doğal Yaşam Parkını 15 gün süreyle kapatma kararı aldı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, korona virüs salgınıyla mücadele kapsamında yeni önlemler aldı. Büyükşehir Belediyesi, her gün binlerce kişinin ziyaret ettiği İzmir Doğal Yaşam Parkını, Pazar gününden itibaren geçerli olmak üzere 15 gün süreyle kapatma kararı aldı.

GELİŞMELERE BAĞLI OLARAK SÜRE UZAYABİLİR

Doğal Yaşam Parkı Şube Müdürü Şahin Afşin, kararın 15 gün sonra gelişmeler kapsamında yeniden değerlendirileceğini söyledi. Afşin, Doğal Yaşam Parkı’nın İzmir açısından son derece önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. Afşin, hem ziyaretçileri hem de park sakinlerini korumak adına böyle bir karar aldıklarını dile getirdi.

Kategoriler
Gündem Sağlık Türkiye

Bakan Koca’dan açıklama! Eğer yapmasaydık perişan olurduk

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs pandemisinden en az zararla kurtulmak için sürekli olarak çalışmalar devam ediyor. Fakat alınan tüm önlemlere rağmen vaka sayıları artmaya devam ediyor.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın uyarıları doğrultusunda koronavirüs mücadelesinin en önemli noktasını ise filyasyon oluşturuyor. Koca, kendisine yönetilen “Filyasyon olmasa ne olurdu?” sorusunda “Perişan olurduk” diyerek konunun ciddiyetini ortaya koydu.

KORONAVİRÜS VAKALARI ÜLKE GENELİNDE ARTIŞA GEÇTİ

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Diyarbakır ve Van’dan sonra İzmir’deki koronavirüs bölge toplantısına katıldı. İncelemelerde bulunmak için gittiği İzmir’de çarpıcı ifadeler kullanan Koca, “Mart ayından beri büyük bir mücadele verdiğimiz koronavirüs salgınında tekrar bir şiddetlenme yaşıyoruz, ülke genelinde hasta sayıları artışa geçti. Ancak bu artışın ülkenin her anında eşit olmadığını biliyoruz” dedi.

PERİŞAN OLURDUK

Koca, İzmir toplantısında kendisine eşlik eden Hürriyet’ten Ahmet Hakan’ın, filyasyon sorusunda ise dikkat çekici bir yanıt verdi. “Filyasyon uygulaması olmasaydı Türkiye’nin durumu ne olurdu?” sorusunda, “Perişan olurduk” diyen Bakan, durumun ciddiyetinin iyi kavranmasını istedi.

VAKA SAYILARININ DÜŞÜŞE GEÇMESİNİ BEKLİYORUZ

İzmir’de bir hareketlenme olduğunu söyleyen Koca, “İzmir’de bir ay öncesine göre yüzde 42 vaka artışına şahit olduk. Yaptığımız hızlı ve etkili müdahalelerle bu artışın kontrol altına alındığını ve son bir haftada vaka artışının yüzde 10’lara kadar gerilediğini söylemek istiyorum. Bir hafta on gün sonra daha stabil döneme, daha sonra da düşüşe geçmesini bekliyoruz.

TÜRKİYE TEK İYİ YAPAN ÜLKE

Hedefin hasta sayısını ve hastane yükünü her geçen gün azaltmak olduğunu söyleyen Bakan ayrıca, “İzmir’de şu anda 445 filyasyon ekibimiz sahada çalışıyor. Türkiye filyasonu ey iyi hatta tek yapan ülke. Hastaların ortalama yaşındaki yükseliş vefatları yükseltti” dedi.

FİLYASYON NEDİR?

Türkiye’de 11 bin ekibi bulunan filyasyon uygulaması şu şekilde işliyor: Erken tanı, eve bırakma, temaslıların saptanması, arada geçen süreyi kısaltma, çağrı sistemi, gerektiğinde hastaneye götürmek.

Kategoriler
Gündem Sağlık

Gözlük kullananlar dikkat! Gözlük kullanmak koronavirüs riskini arttırıyor mu?

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını ile ilgili her gün yeni araştırmalar yapılıyor. Koronavirüsün hangi şartlarda bulaştığı, tedavisinin nasıl olduğu ya da korunma yöntemlerine dair pek çok belge paylaşılıyor. Fakat bu konuda ilgi çekici bir araştırma JAMA Ophthalmology adlı dergide yayınlandı. Çalışmada, günlük gözlük kullanımının koronavirüs bulaşması riskini 5 kat düşürdüğü belirlendi.

Araştırma ekibi, 27 Ocak – 13 Mart arasını kapsayan bir dönemde, Çin’de COVID-19 teşhisi alan 276 hastayı inceledi. Hastalardan 30’unun gözlük kullandığı biliniyordu. Çalışma, hastalardan yalnızca %5,8’inin miyopi nedeniyle günde 8 saat gözlük kullandığını gösterdi.

Toplumdaki genel gözlük kullanım oranını hesaplamak isteyen araştırmacılar, literatürdeki eski çalışmaları taradı. Veriler, Çin’in Hubei eyaletinde miyopi nedeniyle gözlük takanların oranının %31,5 olduğunu gösterdi.

KORONAVİRÜS GÖZLERDEN NASIL BULAŞIYOR

Aradaki bu fark, gözlük takanların genel topluma kıyasla COVID-19 tanısı alma ihtimalinin 5 kat fazla olduğunu gösterdi. Araştırma ekibi, virüsün insan hücrelerini enfekte etmek üzere tutunduğu ACE 2 reseptörlerinin gözlerde de bulunduğunu, bulaşmasını bu yolla gerçekleştiğini söylüyor.

Koronavirüsün damlacıklar veya el teması yoluyla gözden bulaşabileceğini gösteren başka bilimsel araştırmalar da yapıldı.

Elde edilen bulgular, sağlık personellerinin gözlerini koruyacak ekipmanlar kullanmasının, yüzlerine dokunmaktan kaçınmasının ve ellerini sıkça yıkamasının önemini bir kez daha gösterdi.

Kategoriler
Dünya Gündem Sağlık

Bazı hastalarda koronavirüs neden daha ağır geçiyor? Uzmanlar cevabı açıkladı!

Koronavirüs salgını devam ederken, hastalığa yakalananlar ya da yakalanmaktan korkanlar da hastalığı kimlerin ağır geçirdiğini merak ediyor. Bazı vakaların çok hafif bazılarının ise çok ağır geçmesi insanları en çok düşündüren ve korkutan gerçek.

Cell dergisinde konu hakkında yayınlanan bir araştırma dikkat çekti. Söz konusu araştırmada, koronavirüsü kimlerin ağır geçirdiğine ilişkin bilgiler yer aldı.

BAĞIŞIKLIĞIN 3 KOLU DA ÖNEMLİ

La Jolla İmmünoloji Enstitüsü’nden immünolog Shane Crotty, bağışıklığın üç kolu olduğunu belirterek, virüse karşı zafer kazanmada, bağışıklığın üç kolunun da çalışması gerektiğini aktardı.

Uzmanlar, koronavirüse karşı vücudun antikor oluşturamadığı durumda T hücrelerinin devreye girdiğini belirtiyor. Ancak T hücreleri yeteri kadar gelişmeyen kişilerin koronavirüsü daha ağır geçirdiği kaydediliyor.

ÖZELLİKLE 65 YAŞ ÜSTÜ HASTALARI ETKİLİYOR

Araştırmacılar, 65 yaş üstü hastalarda T hücrelerinin daha zayıf olduğunu ve bu hastaların, koronavirüsü ağır geçirmesinin nedeninin bu eksiklik olduğunu kaydediyor.

Crotty ve ekibi, 26 kişilik koronavirüs hastası üzerinde gerçekleştirdiği çalışmada, hastalığı ağır geçirenlerin T hücrelerinin daha az geliştiğini ortaya koydu.

Uzmanlar, T hücreleri düşük olan kişilerin, bağışıklık sistemini güçlü tutmasını önerdi. Çünkü, bağışıklık sistemi güçlü olan kişilerde, T hücrelerinin korunma için devreye girmesinin daha az gerekli olduğu ortaya konuldu.

T HÜCRESİ NEDİR

T hücreleri bir tür bağışıklık hücreleridir ve vücudu istila eden hastalık yapıcı patojenleri veya virüsün bulaştığı enfekte hücreleri tespit edip ortadan kaldırmakla görevlidirler. ‘T’ kısaltması timüsden gelmektedir ki timüs bu hücrelerin son olgunlaşma evrelerinin geçtiği organdır.

Sitotoksik T hücreleri (CD8+) enfekte hücreleri, tümör hücrelerini ve organ nakli ile gelen hücreleri yok eder. Bu hücreler ‘öldürücü’ veya sitotoksik hücrelerdir, zira tanıdıkları antijenler gösteren belirli hücreleri hedef alır, yok ederler.

Yardımcı T hücreleri (CD4+) bağışıklık yanıtında ‘aracı’ hücrelerdir. Etkinleştirildiklerinde, hızla çoğalıp sitokinler salarlar ki bu sitokinler efektör lenfosit fonksiyonunu düzenler veya ‘yardım eder’. HIV enfeksiyonunun hedeflerinden biri olarak tanınırlar ve CD4+ T hücrelerinindeki azalma AIDS’e yol açar. Bazı yardımcı T hücreleri, bir antijen vücuttan çıkarıldığında, bağışıklık yanıtını kapatan sitokinler salgılarlar.

Düzenleyici T hücreleri (CD4+CD25+), supresör T hücreleri olarak da bilinirler. Bu hücreler bağışıklık sisteminin etkinleşmesini bastırır ve bağışıklık sistemi homeostazını korurlar. Düzenleyici T hücrelerinin uygun biçimde görev yapamamaları durumunda otoimmün hastalıkları oluşabilir.

T bellek hücreleri: Hastalıkları bir kere geçirdikten sonra o hastalıkla tekrar karşılaşılması durumunda antikorların hızlı üretilmesini sağlar.

Etkili her bağışıklık yanıtı T hücrelerinin etkinleştirilmesini içerir; yine de T hücreleri özellikle, tümör hücrelerine ve vücut hücrelerinin içindeki patojenik organizmalara karşı savunma olan, hücre-aracılıklı bağışıklıkta önemlidirler.