Kategoriler
Gündem Sağlık Yerel

Koronavirüs baba ile kızını ayırdı!

Koronavirüs pandemisi bütün dünyada etkisini sürdürüyor. Koronavirüs hastalığına yakalanan insanlar, yaşadıkları zorlu tedavi sürecinin yanı sıra aileleri ve sevdikleriyle ayrı kalmanın da acısını yaşıyorlar.

İzmir’de yaşayan Sertan Şahin, kendisini halsiz hissedince hastaneye giderek koronavirüs testi yaptırdı. Testi pozitif çıkan  Sertan Şahin, yakınlarına haber vererek evde bir odaya kapandı. 3 gündür karantinada olan Sertan Şahin’in 18 aylık kızı Eylül sık sık babasının bulunduğu oda önüne gelerek ona sesleniyor. Kapı altındaki aralıktan bakan Eylül ile babası sık sık göz göze geliyor. Duygusal anlar yaşayan baba o anları cep telefonuyla kaydedip uyarı için paylaştı.

KİMSENİN VEBALİNE GİRMEYİN

Kurallara uyulmasını isteyen Şahin,  “Yanımda bulunan arkadaş pozitif çıkmıştı. Ben de test oldum. Akşam saatlerinde test sonucum pozitif çıktı. İzole oldum ve tamamen odaya kapandım. Videoda gördüğünüz gibi kızıma bile sarılamadım. Maskenizi takın kimsenin vebaline girmeyin. Kimse bunları yaşamak zorunda değil. Maske takmak bunları yaşamaktan daha kolay” dedi.”Yan oda da eşim ve çocuğum bulunuyor” diyen Şahin, “Hiçbir şekilde yanlarına gidemiyorum sarılamıyorum gerçekten çok zor” ifadelerini kullandı. Sertan Şahin,  “Kızım baba dedikçe o anki psikoloji çok farklı, yaşamanız lazım. Kötü olmadım ama yaşamak için bir nedenim olduğunu anladım” diye konuştu.

Kategoriler
Gündem Sağlık

Gözlük kullananlar dikkat! Gözlük kullanmak koronavirüs riskini arttırıyor mu?

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını ile ilgili her gün yeni araştırmalar yapılıyor. Koronavirüsün hangi şartlarda bulaştığı, tedavisinin nasıl olduğu ya da korunma yöntemlerine dair pek çok belge paylaşılıyor. Fakat bu konuda ilgi çekici bir araştırma JAMA Ophthalmology adlı dergide yayınlandı. Çalışmada, günlük gözlük kullanımının koronavirüs bulaşması riskini 5 kat düşürdüğü belirlendi.

Araştırma ekibi, 27 Ocak – 13 Mart arasını kapsayan bir dönemde, Çin’de COVID-19 teşhisi alan 276 hastayı inceledi. Hastalardan 30’unun gözlük kullandığı biliniyordu. Çalışma, hastalardan yalnızca %5,8’inin miyopi nedeniyle günde 8 saat gözlük kullandığını gösterdi.

Toplumdaki genel gözlük kullanım oranını hesaplamak isteyen araştırmacılar, literatürdeki eski çalışmaları taradı. Veriler, Çin’in Hubei eyaletinde miyopi nedeniyle gözlük takanların oranının %31,5 olduğunu gösterdi.

KORONAVİRÜS GÖZLERDEN NASIL BULAŞIYOR

Aradaki bu fark, gözlük takanların genel topluma kıyasla COVID-19 tanısı alma ihtimalinin 5 kat fazla olduğunu gösterdi. Araştırma ekibi, virüsün insan hücrelerini enfekte etmek üzere tutunduğu ACE 2 reseptörlerinin gözlerde de bulunduğunu, bulaşmasını bu yolla gerçekleştiğini söylüyor.

Koronavirüsün damlacıklar veya el teması yoluyla gözden bulaşabileceğini gösteren başka bilimsel araştırmalar da yapıldı.

Elde edilen bulgular, sağlık personellerinin gözlerini koruyacak ekipmanlar kullanmasının, yüzlerine dokunmaktan kaçınmasının ve ellerini sıkça yıkamasının önemini bir kez daha gösterdi.

Kategoriler
Dünya Gündem Sağlık

Bazı hastalarda koronavirüs neden daha ağır geçiyor? Uzmanlar cevabı açıkladı!

Koronavirüs salgını devam ederken, hastalığa yakalananlar ya da yakalanmaktan korkanlar da hastalığı kimlerin ağır geçirdiğini merak ediyor. Bazı vakaların çok hafif bazılarının ise çok ağır geçmesi insanları en çok düşündüren ve korkutan gerçek.

Cell dergisinde konu hakkında yayınlanan bir araştırma dikkat çekti. Söz konusu araştırmada, koronavirüsü kimlerin ağır geçirdiğine ilişkin bilgiler yer aldı.

BAĞIŞIKLIĞIN 3 KOLU DA ÖNEMLİ

La Jolla İmmünoloji Enstitüsü’nden immünolog Shane Crotty, bağışıklığın üç kolu olduğunu belirterek, virüse karşı zafer kazanmada, bağışıklığın üç kolunun da çalışması gerektiğini aktardı.

Uzmanlar, koronavirüse karşı vücudun antikor oluşturamadığı durumda T hücrelerinin devreye girdiğini belirtiyor. Ancak T hücreleri yeteri kadar gelişmeyen kişilerin koronavirüsü daha ağır geçirdiği kaydediliyor.

ÖZELLİKLE 65 YAŞ ÜSTÜ HASTALARI ETKİLİYOR

Araştırmacılar, 65 yaş üstü hastalarda T hücrelerinin daha zayıf olduğunu ve bu hastaların, koronavirüsü ağır geçirmesinin nedeninin bu eksiklik olduğunu kaydediyor.

Crotty ve ekibi, 26 kişilik koronavirüs hastası üzerinde gerçekleştirdiği çalışmada, hastalığı ağır geçirenlerin T hücrelerinin daha az geliştiğini ortaya koydu.

Uzmanlar, T hücreleri düşük olan kişilerin, bağışıklık sistemini güçlü tutmasını önerdi. Çünkü, bağışıklık sistemi güçlü olan kişilerde, T hücrelerinin korunma için devreye girmesinin daha az gerekli olduğu ortaya konuldu.

T HÜCRESİ NEDİR

T hücreleri bir tür bağışıklık hücreleridir ve vücudu istila eden hastalık yapıcı patojenleri veya virüsün bulaştığı enfekte hücreleri tespit edip ortadan kaldırmakla görevlidirler. ‘T’ kısaltması timüsden gelmektedir ki timüs bu hücrelerin son olgunlaşma evrelerinin geçtiği organdır.

Sitotoksik T hücreleri (CD8+) enfekte hücreleri, tümör hücrelerini ve organ nakli ile gelen hücreleri yok eder. Bu hücreler ‘öldürücü’ veya sitotoksik hücrelerdir, zira tanıdıkları antijenler gösteren belirli hücreleri hedef alır, yok ederler.

Yardımcı T hücreleri (CD4+) bağışıklık yanıtında ‘aracı’ hücrelerdir. Etkinleştirildiklerinde, hızla çoğalıp sitokinler salarlar ki bu sitokinler efektör lenfosit fonksiyonunu düzenler veya ‘yardım eder’. HIV enfeksiyonunun hedeflerinden biri olarak tanınırlar ve CD4+ T hücrelerinindeki azalma AIDS’e yol açar. Bazı yardımcı T hücreleri, bir antijen vücuttan çıkarıldığında, bağışıklık yanıtını kapatan sitokinler salgılarlar.

Düzenleyici T hücreleri (CD4+CD25+), supresör T hücreleri olarak da bilinirler. Bu hücreler bağışıklık sisteminin etkinleşmesini bastırır ve bağışıklık sistemi homeostazını korurlar. Düzenleyici T hücrelerinin uygun biçimde görev yapamamaları durumunda otoimmün hastalıkları oluşabilir.

T bellek hücreleri: Hastalıkları bir kere geçirdikten sonra o hastalıkla tekrar karşılaşılması durumunda antikorların hızlı üretilmesini sağlar.

Etkili her bağışıklık yanıtı T hücrelerinin etkinleştirilmesini içerir; yine de T hücreleri özellikle, tümör hücrelerine ve vücut hücrelerinin içindeki patojenik organizmalara karşı savunma olan, hücre-aracılıklı bağışıklıkta önemlidirler.

Kategoriler
Gündem Sağlık Türkiye

Aylık tespit edilen vaka sayısı iki katına çıktı!

Sağlık Bakanlığı Toplum Bilimleri Kurulu Üyesi, Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, “Son 1,5 aya baktığımızda 1 aylık sürede saptanan aktif vaka, bu sefer 15 günlük sürede saptandı. Bu bize bulaşın gerçekten çok hızlı ve çok fazla miktarda olduğunu gösteriyor” dedi.

Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, şu anda günlük vakalarda bin 500’lerden, bin 700’lere doğru bir artış eğiliminin söz konusu olduğuna dikkat çekerek, “Bir başka yönden değerlendirilmesi gereken durum ise, aktif vaka sayısıdır. Biz 30 Temmuz itibarıyla yaklaşık 10 bin 600 aktif vakaya sahipken, 1 Eylül itibarıyla 19 bin 359 aktif vakaya sahipmişiz. Ancak 14 Eylül itibarıyla baktığımız zaman 25 bin 700 aktif vakamız var. Yani son 1,5 aya baktığımızda 1 aylık sürede saptanan aktif vaka, bu sefer 15 günlük sürede saptandı. Bu bize bulaşın gerçekten çok hızlı ve çok fazla miktarda olduğunu gösteriyor. Yeni dönem vakalara baktığımızda virüs yüklerinin de çok fazla olduğunu gözlemliyoruz. Çok net bir şekilde rakamlar bize şunu söylüyor; şu anda koronavirüs hastaları ile temas edenler geçtiğimiz aylara göre daha fazla ve geçtiğimiz aylara göre çok daha fazla yoğun temas söz konusudur. Düğün, nişan, sosyal alanlarda bir araya gelme ve buralarda maske takmama, fiziksel mesafeye uymama ve kalabalık oluşturma gibi durumların olduğunu gösteriyor” diye konuştu.

HER ŞEY RAKAMLARLA ORTADA

Prof. Dr. İlhan, açıklanan aktif vaka rakamlarının halen tedavisi devam edenler olduğunu hatırlattı. Gelinen noktada şu an yüzde 5 oranında ağır hasta sayısının olduğunu kaydeden Prof. Dr. İlhan, “Şu anki aktif vakalar içerisinde her 20 hastadan birisi yani yüzde 5’i makineye bağlı anlamına geliyor. Bizi çok daha dikkatli olmamız, kurallara uymamız için rakamların bizi uyardığını net olarak kabul etmemiz gerekiyor. Artık daha çok fazla miktarda koronavirüs hastasıyla yoğun temas söz konusu; bu nedenle de hem ağır hastalar artıyor hem de entübasyon artıyor. Bunun en olumsuz ve en istemediğimiz çıktısı ise maalesef vefatların artması. O yüzden şu an bu rakamların bize gösterdiği kadarıyla net bir şekilde mutlaka teması azaltmak, kalabalıktan uzak durmak, maske takmak ve hijyene dikkat etmek gerekiyor” dedi.

MUTASYONLA KORONAVİRÜSÜN BULAŞMA GÜCÜ AZALABİLİR

Prof. Dr. İlhan, koronavirüste binden fazla mutasyonun olduğunu söyledi. Şu anda Sağlık Bakanlığı’nın virüsün mutasyonunu araştıran bir çalışma yaptığını belirten İlhan, şunları kaydetti: “Örneğin, Türkiye’de Van’daki virüsün yapısıyla Edirne’deki aynı mı veya Uşak’takiyle Niğde’deki aynı mı? Sağlık Bakanlığı bu şekilde bir çalışma yapıyor; bu aslında çok güzel bir çalışma. Dünyada da virüste saptanan binden fazla mutasyon var. Fakat virüsün mutasyonunun iki olumlu yönde olması gerekiyor. Biz bunu çok arzu ediyoruz. Virüsün iki özelliği var; biri bulaştırıcılık, diğeri bulaştığı kişide hasta yapma gücü. İkisinden birinin azalmasını çok istiyoruz. Keşke bulaştırıcılık azalsa çok daha kolay bir şekilde üstesinden gelebiliriz. Bulaştırıcılık azalmayıp, hasta yapma gücü, etkisi azalsa bu sefer yoğun tedaviyle üstesinden gelmemiz daha kolay olur. Genelde virüste bulaştırıcılığın azalması yönünde mutasyon oluyor. Bu tüm virüsler için geçerli. Bu yönde bir mutasyon olmasını bekliyoruz, arzu ediyoruz. Tabii ne zaman gerçekleşir, açıkçası bu konuda hiçbir fikrimiz yok. Hiç de gerçekleşmeyebilir, virüs alıp başını böyle de gidebilir. Genel olarak bakarsak, 1-2 yıl sonrası böyle her şey giderse virüsün mutasyonla beraber bulaştırma gücünün azalabileceği konusunda kestirimler yapılıyor” ifadelerini kullandı.

KURALLARA UYMAK ZORUNDAYIZ

Prof. Dr. İlhan, “Kurallara uyarsak ancak hepimiz istinasız çocuklarımız dahil, ev içi ve dışında tüm kamusal, açık ya da kapalı alanlarda maske takar, fiziksel mesafeye uyarsak, kalabalıktan, bir araya gelmekten kaçınırsak, süreç çok daha kolay bir şekilde yürütülebilir. Koronavirüs vakalarının 500’ün, 100’ün altına düşmesi bu sene içerisinde bile gerçekleşebilir; ama kurallara uymak koşuluyla” diye konuştu.

Kategoriler
Gündem

“Pandemi hastanesi Diyanet’e devredildi” tartışmalarına Diyanet’ten açıklama geldi!

CHP’li Umut Oran, CİMER’e Heybeliada Sanatoryum Binasının üzerinde bulunduğu 105 ada 1 parsel ile 113 ada 2 parsel numaralı taşınmazların bugünkü hukuki durumu hakkında soru önergesi yöneltti. Gelen cevapta 105 ada 1 parsel numaralı taşınmazın Diyanet İşleri Başkanlığı’na 133 ada 2 parsel numaralı taşınmazın Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü adına tahsisli olduğu belirtildi.

Bunun üzerine CHP’li Umut Oran resmi sitesi üzerinden “Cumhuriyet döneminin en önemli #pandemi hastanelerinden olan #HeybeliadaSanatoryumu, Koronayla mücadele için kullanılmak yerine #Diyanet İşleri Başkanlığına tahsis edildi. Savurganlığın, iş bilmezliğin, halkı umursamamanın tipik örneklerinden biri daha…” paylaşımında bulundu.

Gündemde tartışma yaratan durum hakkında Diyanet İşleri Başkanlığı resmi açıklamada bulundu. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, “Salgınla mücadele kapsamında Heybeliada’ya yeniden bir Pandemi Hastanesi inşası planlanması halinde, söz konusu araziyi de Başkanlığımız iade etmeye ve süreçle ilgili gerekli desteği vermeye hazırdır.” İfadeleri kullanıldı.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açıklaması:

Bazı medya organlarında Diyanet İşleri Başkanlığı’na 2018 yılında tahsis edilen İstanbul Heybeliada’daki araziyle ilgili olarak yer alan haberlere ilişkin aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

1. Haberlerde sözü edilen alanlar, 2005 yılında Sağlık Bakanlığı’na bağlı Sanatoryum’un kapanmasının ardından 13 yıl boş kalmış, bu sürenin ardından 2018 yılında Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis edilmiştir. Dolayısıyla Başkanlığımıza bir pandemi hastanesi değil, geçmişte son olarak Sanatoryum olarak kullanıldıktan sonra kapatılarak Milli Emlak Genel Müdürlüğü’ne iade edilmiş ve üzerinde kullanılamaz durumda binaların olduğu bir alan tahsis edilmiştir.

2. Söz konusu 200 dönümlük alanın Sanatoryum binasının da içinde olduğu yaklaşık 134 dönümlük bölümünün tahsisi Başkanlığımızın görüşü doğrultusunda 2019 yılında Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından kaldırılmıştır.

3. Başkanlığımıza halen tahsisli bulunan yaklaşık 60 dönümlük alanda, harabe durumda olan Sanatoryum’un idari hizmet binaları olarak kullanılan yerler bulunmaktadır.

4. Bazı medya kuruluşlarınca iddia edildiği gibi, söz konusu alanların Başkanlığımıza bağışlanması söz konusu değildir. İlgili mevzuat doğrultusunda, kamuya ait araziler kamu kurumlarına nasıl tahsis ediliyorsa, Heybeliada’daki alanlar da Başkanlığımıza aynı usullerle tahsis edilmiştir.

5. Başkanlığımız Covid-19 salgınıyla mücadele sürecinde birçok ilimizde eğitim tesislerini Sağlık Bakanlığımızın kullanımına açmış ve 150 bin civarında personelimizle her türlü desteği vermeye gayret etmiş, bundan sonra da devam edecektir. Öte yandan, salgınla mücadele kapsamında Heybeliada’ya yeniden bir Pandemi Hastanesi inşası planlanması halinde, söz konusu araziyi de Başkanlığımız iade etmeye ve süreçle ilgili gerekli desteği vermeye hazırdır.