Kategoriler
Dünya Sağlık

Koronavirüs vaka sayısı 32 milyonu aştı!

Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve dünyada 200 fazladan yayılan yeni tip Koronavirüs (Covid-19), tüm dünyayı tehdit etmeye devam ediyor.

Koronavirüs verilerinin derlendiği “Worldometer” internet sitesine göre, virüse yakalananların sayısı ise 32 milyon 110’a ulaştı.

Vakaların en fazla görüldüğü ABD’de 7 milyon 119 bin 713 kişi Koronavirüs’a yakalandı. ABD’nin ardından en fazla vaka görülen ilk 10 ülke, sırasıyla şöyle:

Hindistan (5 milyon 727 bin 750),
Brezilya (4 milyon 602 bin 241),
Rusya (1 milyon 122 bin 241),
Kolombiya (777 bin 537),
Peru (776 bin 546),
Meksika (705 bin 263),
Güney Afrika (693 bin 556),
İspanya (663 bin 282),
Arjantin (652 bin 174)
Fransa (481 bin 141)

978 BİN 985 KİŞİ KORONAVİRÜS’TEN YAŞAMINI YİTİRDİ.

Türkiye’de de koronavirüs vaka sayısı 308 bin 69’a ulaştı.
Dünya genelinde koronavirüs nedeniyle 978 bin 985 kişi hayatını kaybederken, 23 milyon 556 bin 281 kişi iyileşti, tedavisi süren 7 milyon 464 bin 844 aktif vaka bulunuyor.

Kategoriler
Dünya

Koronavirüs İspanya’yı bitiriyor!

Koronavirüs’ün (Covid-19) Avrupa’daki merkezi konumuna gelen İspanya’da vakalar katlanarak devam ediyor. İspanya Sağlık Bakanlığı, dün 682 bin 267 olarak açıkladığı toplam vaka sayısını bugün 11 bin 289 artışla 693 bin 556 olarak güncelledi. Son 7 günde Covid-19’dan 517 kişinin hayatını kaybettiği ve salgından ölenlerin toplam sayısının 31 bin 34’e çıktığı kaydedildi.

ASKERİYEYİ GÖREVE ÇAĞIRDILAR

Vakaların en fazla görüldüğü yer olan başkent Madrid’de kısıtlama getirilen mahallelere yenilerinin eklenmesi ve ilave tedbirlerin alınması gündeme gelirken, Madrid özerk hükümeti, Covid-19 ile mücadelede alınan önlemlerin kontrolünde askerlerin de görev alması için acil yardım istedi.

“GÖÇMEN DOKTORLAR İŞE KABUL EDİLSİN!”

Yerel yönetim yetkilileri ayrıca, bölgedeki sağlık personeli açığını kapatabilmek için, Madrid’de yaşayan ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleri dışından geldiklerinden diplomalarında denklik sorunu yaşayan 300 kadar göçmen doktorun, bir an önce kabul edilmeleri yönünde çalışma başlattıklarını duyurdu.

“ÇALIŞMA ŞARTLARI DÜZELTİLMELİ”

Madrid’de yoğun bakım servislerindeki doluluk oranının son bir ayda yüzde 161 artmasıyla ilgili Madrid Tabipler Odası Başkan Yardımcısı Angela Hernandez, “Şu anda en büyük sorunumuz personel eksiliği ve yerel yönetim ile merkezi hükümet arasındaki koordinasyonsuzluk. Hastanelerdeki yoğunluk her geçen gün artıyor. Mevcut durumu daha fazla kaldıracak halimiz yok. Tükendik, yorgunuz, kızgınız ve çaresiziz. Greve gitme konusunda henüz karar vermedik. Pazartesi günü yeni bir toplantı yapacağız. Greve gidersek, bu hiçbir şekilde siyasi bir şey olmayacak. Çalışma şartlarımızın düzeltilmesi şart. Meslektaşlarımızın birçoğu hastalandı, çok fazla çalışmaktan bitkin. İspanyol doktorların yıllık kazançları ortalama 75 bin avro. Bu rakam Fransa’da 96 bin avro, Almanya’da 125 bin avro, İngiltere’de 129 bin 500 avro” dedi.

Kategoriler
Dünya

Macron: Diyaloğa hazırız!

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Macron, Birleşmiş Milletler’deki (BM) konuşmasında Türkiye’ye saygı duyduklarını ve diyaloga hazır olduklarını söyledi.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, BM 75’inci Genel Kurulu’na yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle video mesajla katılarak, Doğu Akdeniz’de yeniden çatışma alanını engellemek ve uluslararası hukuka saygı gösterilmesi için etkili diyaloğun oluşturulması gerektiğini dile getirdi.

“TÜRKİYE DE SAYGI GÖSTERMELİ”

Macron Korsika’da düzenlenen Avrupa Birliği (AB) üyesi Güney Avrupa Ülkeleri Zirvesi’nde bu çağrının yapıldığını hatırlatarak, “Türkiye’ye saygı duyuyoruz ve onunla diyaloğa hazırız. Türkiye’den Avrupa’nın egemenliğine ve uluslararası hukuka saygı göstermesini, Libya ve Suriye’deki eylemlerini açıklığa kavuşturmasını bekliyoruz. Hakaretler etkili değil. Tüm bu sözler ve eylemlerin, devletlerin arasındaki sorumluluğa dayalı ilişkilerde yeri yok. Biz, Avrupalılar, diyaloğa hazırız” dedi. Macron, müttefikler ile uluslararası hukuka saygı göstererek ve iş birliği içerisinde hareket edilmesi gerektiğini savunarak, bu prensiplerin müzakereye açık olmadığını iddia etti. BM’nin Libya’ya yönelik silah ambargosuna saygı gösterilmesi gerektiğini ifade eden Emmanuel Macron, ülkesinin BM’nin himayesinde Çin’de Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ne uluslararası gözlemcilerin gitmesini istediklerini belirtti.

Kategoriler
Dünya

Putin, Erdoğan’a cevap verdi: “Bu 5 ülke dengeyi sağlıyor!”

Birleşmiş Milletler’nin (BM) 75. Genel Kurul toplantısında konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya 5’ten büyüktür” sözüne cevap verdi. Putin, 5 büyük ülkenin dünyada dengeyi sağladığını savundu.

Bu yıl yeni tip Koronavirüs salgını nedeniyle sanal olarak gerçekleştirilen BM 75. Genel Kurulu toplantısında konuşan Rusya Devlet Başkanı Putin, BM’nin kuruluş amacına değinerek, “1945’te Nazizm yenildi, saldırganlık ve nefret ideolojisi çöktü. İttifak deneyimi ve ruhu, barış ve ortak zafer için ödenen büyük bedelin anlaşılması, savaş sonrasındaki dünya düzenini inşa etmeyi mümkün kıldı. Bu düzenin temeli, bugüne kadar uluslararası hukukun ana kaynağı olarak kalan BM Tüzüğü oldu” diye konuştu.

PUTİN’DEN BM’YE ÖVGÜLER

BM’nin günümüze kadar süren icraatlarından övgüyle bahseden Putin, “Geride kalan 10 yıla baktığımızda, Soğuk Savaş döneminin tüm karmaşıklıkları, köklü jeopolitik değişimler, günümüz küresel siyasetindeki entrikalar dikkate alındığında BM’nin dünyayı korumak, halkların ve kıtaların sürdürülebilir kalkınmasını teşvik etmek ve yerel krizlerin üstesinden gelmeye yardım etmek olan ana misyonunu hakkıyla yerine getirdiğini söyleyebiliriz” şeklinde konuştu.

“DAİMİ ÜYELERİN VETO HAKKI KORUNMALI”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Dünya 5’ten büyüktür’ sözüyle BM’nin yapısını her dönemde eleştirmesi üzerine başlayan tartışmalara katılan Putin, Rusya’nın da bulunduğu 5 ülkenin BM’deki veto haklarının korunması gerektiğini savunarak, “BM’nin bu muazzam potansiyeli ve deneyimi, ilerlemek için gereklidir ve iyi bir temel teşkil etmektedir” dedi.

“5 ÜLKENİN VETO HAKKI DENGEYİ SAĞLIYOR”

Putin, “Elbette yaşanan değişiklikler BM’nin ana organı olan Güvenlik Konseyi (BMGK) üzerinde, BMGK’nın reformuyla ilgili yaklaşımlara ilişkin tartışmalar üzerinde etkili oldu. Güvenlik Konseyi, tüm ülkelerin çıkarlarını daha bütüncül şekilde gözetmeli ancak daha önce olduğu gibi küresel yönetim sisteminde kilit unsur görevi görmeli. Bu, daimi üyelerin veto hakkı korunmadan sağlanamaz. İkinci Dünya Savaşı’nda galip gelen 5 ülkenin bu hakkı bugünkü askeri ve politik dengeyi sağlıyor” dedi.

BM PERSONELİ İÇİN RUS AŞISI ÖNERİSİ

Ayrıca Putin, Rus bilim adamlarının geliştirdiği “Sputnik-V” adlı Koronavirüs aşısı ile ilgili BM’ye öneride bulunarak, “Rusya, Birleşmiş Milletler’e nitelikli yardımlar sağlamaya hazırdır. Bu anlamda BM’nin gönüllü olan örgüt ve birim çalışanlarına aşı uygulamasını ücretsiz sağlamak istiyoruz” dedi.

Kategoriler
Dünya Gündem Türkiye

Macron’dan Erdoğan’a telefon!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile telefonda görüştü. İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Macron’dan gelen talep üzerine gerçekleşen görüşmede, Türkiye-Fransa ve Türkiye-AB ilişkileri ile Doğu Akdeniz başta olmak üzere bölgesel gelişmeler ele alındı.

“MEŞRU HAKLARIMIZ YOK SAYILIYOR”

Erdoğan görüşmede, Doğu Akdeniz’deki gerginliğin sebebinin Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin bölgedeki meşru haklarının yok sayılması olduğuna işaret ederek, Fransa’nın Yunanistan ve Rum kesiminin gerginliği tırmandıran maksimalist iddia ve adımlarını desteklemesine anlam veremediğini belirtti.

“KİMSENİN HAKKINDA GÖZÜMÜZ YOK!”

Türkiye’nin kimsenin hakkında gözü olmadığını ancak kendi haklarını da kimseye yedirmeyeceğinin altını çizen Erdoğan, her zaman olduğu gibi bugün de sorunların çözümü için diyalog ve iş birliğini savunduklarını anlattı. Tansiyonu düşürmek için diplomasi fırsatlarının değerlendirilmesi ve sürdürülebilir müzakere süreçlerinin hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, tüm sorunları masada konuşmak ve çözmek istediklerini dile getirdi.

“FRANSA SAĞDUYULU VE YAPICI OLMALI”

Erdoğan, bu süreçte Fransa’dan da sağduyulu ve yapıcı bir tutum beklediklerini ifade ederek, Türkiye-Fransa arasında istişare ve iletişim mekanizmasının sürekli olarak işletilmesinde fayda gördüğünü kaydetti.

Erdoğan, AB Liderler Zirvesi’nden Türkiye’ye ilişkin yapıcı diyalog ve iş birliğini teşvik eden bir yaklaşımın çıkmasının da bölgesel meselelerin çözüm imkanları açısından önemli olduğunu belirtti.

Kategoriler
Dünya Sağlık

DSÖ: “Artış çok hızlı! En yüksek vaka sayısını gördük!”

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yeni tip Koronavirüs (Covid-19) vaka sayısının salgının başladığından beri en yüksek seviyeye geldiğini açıkladı. DSÖ, küresel olarak 1 milyon 998 bin 897 koronavirüs vakasıyla haftalık en yüksek seviyenin görüldüğünü duyurdu.

“ABD’DE ARTIŞ YÜZDE 10”

Sözcü’nün Guardian’dan aktardığı DSÖ’nün salgınla ilgili küresel çapta hazırladığı rapora göre, ikinci dalga paniğinin yaşanmaya başladığı dönemde yeni vakalar rekor kırdı. Dünya genelindeki verileri bir araya getiren DSÖ, 20 Eylül itibarıyla 1 milyon 998 bin 897 vakayla en yüksek rakamın görüldüğü haftanın kayıtlara geçtiğini duyurdu. Bu bir önceki haftaya kıyasla yüzde 6’lık bir artış yaşandığını ortaya koydu. Raporda Amerika kıtasındaki artış yüzde 10, Avrupa’daki artış ise yüzde 11 olarak gösterildi.

“ÖLÜM ORANLARI YÜZDE 10 DÜŞTÜ”

Vakaların aksine ölüm oranları ise bir önceki haftaya göre yüzde 10 düşüş gösterdi. Buna göre yedi günde 36 bin 764 kişi hayatını kaybetti. Can kayıplarının yüzde 52’si Amerika kıtasında, yüzde 25’i Güneydoğu Asya’da, yüzde 11’i de Avrupa’da meydana geldi. Amerika kıtasında ölüm oranları yüzde 22 düşerken, Avrupa’da yüzde 27 artması dikkat çekti.

VAKA SAYISI 30 MİLYONU GEÇTİ

Johns Hopkins Üniversitesi’nin açıkladığı son rakamlara göre dünya genelindeki toplam vaka sayısı 31 milyon 130 bin 735, ölü sayısı ise 959 bin 123 olarak kayıtlara geçti.

Kategoriler
Dünya Gündem Türkiye

Erdoğan: Asla müsamaha göstermeyeceğiz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Doğu Akdeniz’de yaşanan gerginliğe ilişkin ülkemizin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarının çiğnenmesine göz yummayacaklarını yineleyerek, tüm bölge ülkelerinin hak ve çıkarlarının göz önünde bulundurulduğu bölgesel bir konferans düzenlenmesini teklif ettiğini açıkladı.

AŞILAR İNSANLIĞIN ORTAK İSTİFADESİNE SUNULMALIDIR

Birleşmiş Milletler 75. Genel Kurulu’na hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, dış politikaya ilişkin açıklamalarda bulundu ve uluslararası topluma dayanışma mesajı verdi. Türkiye’nin yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgını sürecinde tüm dünyayla işbirliği yaptığını vurgulayan Erdoğan, bulunacak aşının kullanımına dair “Hangi ülkede üretilirse üretilsin, kullanıma hazır hale getirilecek aşılar insanlığın ortak istifadesine sunulmalıdır” dedi.

“DAYATMAYA, TACİZE MÜSAMAHA GÖSTERMEYECEĞİZ”

Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilime dair konuşan Cumhurbaşkanı, “Çözüm, Kıbrıs Türk halkının adanın ortak sahibi olduğunun kabul edilmesiyle mümkün” derken, anlaşmazlıktan dolayı Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ı suçladı. “Doğu Akdeniz’de bir süredir yaşanan gerilimin gerisinde ‘Kazanan hepsini alır’ anlayışıyla hareket eden ülkeler bulunuyor” diyerek sözlerini sürdüren Erdoğan, “Bizim ne Doğu Akdeniz’de, ne de başka bir bölgede kimsenin hakkında, hukukunda, çıkarlarında gözümüz bulunmuyor. Ancak ülkemizin ve Kıbrıs Türklerinin haklarının çiğnenmesine de göz yumamayız. Bölgede bugün yaşanan sıkıntıların sebebi Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin attığı tek yanlı adımlardır. Anlaşmazlıkların çözümü öncelikli tercihimizdir ancak aksi yönde herhangi bir dayatmaya, tacize asla müsamaha göstermeyeceğimizi ifade etmek istiyorum. Bu amaçla tüm bölge ülkelerinin hak ve çıkarlarının göz önünde bulundurulduğu bölgesel bir konferans düzenlenmesini teklif ediyoruz. Uluslararası anlaşmaları hiçe sayan Rum tarafı, Kıbrıs Türklerinin adadan tasfiye etmeyi amaçlıyor. Çözüm, Kıbrıs Türk halkının adanın ortak sahibi olduğunun kabul edilmesiyle mümkün” ifadelerini kullandı.

“FİLİSTİN HALKININ RIZASI OLMAYAN HİÇBİR PLANA DESTEK VERMEYECEĞİZ”

ABD’nin hazırladığı ve İsrail-Filistin sorunun çözeceği öne sürülen ‘Yüzyılın Anlaşması’nı eleştiren Erdoğan, “Asrın anlaşması adı altında Filistin tarafına dayatılmaya çalışılan teslimiyet belgesi reddedilince bu kez İsrail, kaleyi içten fethetme girişimlerin hız vermiştir. Türkiye olarak Filistin halkının rıza göstermediği hiçbir plana destek vermeyeceğiz” dedi. ‘Filistin meselesinin ancak 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi devamlılık için bir Filistin devletinin kurulmasıyla çözülebileceğini’ belirten Erdoğan, “Bunun dışında çözüm arayışları beyhudedir, tek taraflıdır, adaletsizdir” açıklamasında bulundu.
Silahlanma, iklim değişikliği, ırkçılık ve İslam karşıtlığı, salgın sonrası yaşanan ekonomik kriz gibi konulara da değinen Erdoğan, “İçinden geçtiğimiz bu hassas dönemde çok taraflılığa verdiğimiz güçlü desteğin süreceğini belirtmek istiyorum. Uluslararası toplumu tehdit eden tüm tehditlere karşı safları sıklaştırmak mecburiyetindeyiz” şeklinde konuştu.

Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Eski çalışma arkadaşım büyükelçi Volkan Bozkır’a gönülden tebrik ediyorum. BM’de en üst seviyede görevi üstlenen ilk Türk vatandaşı olarak Volkan Bozkır’ın BM’nin vicdanı olacağına inanıyorum. BM’nin kuruluşunun 75. yıldönümünde anlamlı bir görevi üstlenen sayın Bozkır’a başarılar diliyorum.

“Karşımızdaki fotoğrafa bakarak bardağın dolu ve boş taraflarını doğru ve samimi bir şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Salgının başlarında ülkelerin kendi kaderlerine terk ediği haller ortaya çıktı. Dünya beşten büyüktür tezimin haklılığı bir kez daha görülmüş oldu.

Güvenlik Konseyi’ni daha etkin, demokratik, şeffaf, hesap verebilir bir yapıya kavuşturmalıyız. Bardağın dolu tarafında ise BM, insanlığın barış, adalet ve refah arayışında dönüm noktası olma potansiyelini sürdürüyor.

“Salgın krizinin üstesinden gelemediğimizi göz önünde bulundurarak, çok taraflı işbirliği için elimizdeki mekanizmaları en etkin şekilde kullanmalıyız. Yerel çözümler ancak günü kurtarır, uzun vadeli çözümler için uluslararası dayanışma şarttır. Türkiye olarak, salgının başlamasından itibaren tüm uluslararası platformlarda işbirliği çağrısında bulundu. ‘Dost kara günde belli olur’ anlayışıyla tıbbi malzeme yardımı talep eden 146 ülkeye ve 7 uluslararası kuruluşa elimizi uzattık.

“Hangi ülkede üretilirse üretilsin, kullanıma hazır hale getirilecek aşılar insanlığın ortak istifadesine sunulmalıdır.

“Türkiye’nin başarı hikayesinin arkasında Cumhurbaşkanlığı sistemiyle birlikte tesis ettiğimiz etkin yönetişim mekanizmaları, sağlık altyapı yatırımlarımızın geliştirdiği yüksek kapasite ve yetişmiş insan kaynağı vardır. Bununla beraber, salgın dünya genelindeki çatışma dinamiklerini olumsuz etkilemiş ve kırılganlıkları artırmıştır. Küresel ateşkes çağrısının somut sonuçları olmamasından üzüntü duyuyorum.

“Suriye’de 10. yılına giren ihtilaf, bölgemizin güvenlik ve istikrarı için tehdit oluşturmaya devam ediyor. Uluslararası toplum olarak tüm terör örgütlerine karşı aynı ilkeli tutumu takınmadan ve kararlı görüşü göstermeden Suriye meselesine kalıcı çözümü bulamayız. Suriye’de terör örgütlerinden kurtardığımız bölgelere 411 binin üzerinde Suriyeli kardeşimizin dönmesi bunun en açık göstergesidir. Güvenli hale getirdiğimiz bölgeler sayesinde İdlib başta olmak üzere milyonlarca Suriyeli’nin de vatanlarından ayrılmalarının önüne geçtik.

“Suriyeli kardeşlerimiz için İdlib’de ve diğer yerlerde on binlerce briket konut inşa ediyoruz. Bütün bu faaliyetleri kayda değer bir destek almadan, kendi imkanlarımıza yürütüyoruz. Suriye’deki ihtilafın, BMGK’nın 24/52 sayılı kararındaki yol haritasında çözülmesi hepimizin önceliği olmalıdır.

“Libya’nın meşru hükümetinin yardım çağrısına somut cevap veren ve destek sağlayan tek ülke Türkiye olmuştur. Libya’da kalıcı siyasi çözümün, Libyalılar tarafından yürütülecek kapsamlı diyalog yoluyla tesis edilebileceğini biliyoruz.

“Tıpkı DEAŞ gibi, Irak’ta yuvalanan PKK terör örgütünün kökünü kazımak için uluslararası toplumdan ve Irak’tan samimi işbirliği bekliyoruz. Bölgeden terör örgütlerinin temizlenmesi, geleceğinin aydınlanmasına katkı sağlayacaktır. İran’ın nükleer programıyla ilgili hususların diplomasi yoluyla çözülmesinden yanayız.

“İnsanlığın kanayan yarası olan Filistin’deki işgal ve zulüm düzeni vicdanları acıtmaya devam ediyor. 3 büyük dinin kutsallarına ev sahipliği yaban Kudüs’e uzanan el cüretini artırıyor. Asrın anlaşması adı altında Filistin tarafına dayatılmaya çalışılan teslimiyet belgesi reddedilince bu kez İsrail, kaleyi içten fethetme girişimlerin hız vermiştir. Türkiye olarak Filistin halkının rıza göstermediği hiçbir plana destek vermeyeceğiz. Filistin meselesi ancak 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi devamlılık için bir Filistin devletinin kurulmasıyla çözülebilir. Bunun dışında çözüm arayışları beyhudedir, tek taraflıdır, adaletsizdir.

“Yukarı Karabağ sorunu başta olmak üzere, bölgedeki ihtilafların Azerbaycan ve Gürcistan’ın toprak bütünlüğü ve egemenliğiyle bir an evvel çözülmesinden yanayız.

“Keşmir sorunu halen çözüm bekliyor. Keşmir’in özel statüsünün ilgasının ardından atılan adımlar sorunu daha da karmaşık hale getirmiştir. Bu meselenin diyalog yoluyla, BM kararları çerçevesinde çözülmesinden yanayız.

“Doğu Akdeniz’de bir süredir yaşanan gerilimin gerisinde ‘Kazanan hepsini alır’ anlayışıyla hareket eden ülkeler bulunuyor. Bizim ne Doğu Akdeniz’de, ne de başka bir bölgede kimsenin hakkında, hukukunda, çıkarlarında gözümüz bulunmuyor. Ancak ülkemizin ve Kıbrıs Türklerinin haklarının çiğnenmesine de göz yumamayız. Bölgede bugün yaşanan sıkıntıların sebebi Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin attığı tek yanlı adımlardır. Türkiye her türlü olumsuz gelişmenin yükünü tek başına omuzlamak durumunda bakılan bir ülkedir. Ülkemizin yok sayılması ne akıl, ne vicdanla, ne de uluslararası hukukla izah edebilir. Anlaşmazlıkların çözümü öncelikli tercihimizdir ancak aksi yönde herhangi bir dayatmaya, tacize asla müsamaha göstermeyeceğimizi ifade etmek istiyorum. Bu amaçla tüm bölge ülkelerinin hak ve çıkarlarının göz önünde bulundurulduğu bölgesel bir konferans düzenlenmesini teklif ediyoruz. Krizin bir sebebi de 1968’den beri devam eden müzakerelerde kalıcı bir çözüm bulunamamasıdır. Uluslararası anlaşmaları hiçe sayan Rum tarafı, Kıbrıs Türklerinin adadan tasfiye etmeyi amaçlıyor. Kıbrıs Türk halkını hiçbir zaman yalnız bırakmadık, bundan sonra da bırakmayacağız. Çözüm, Kıbrıs Türk halkının adanın ortak sahibi olduğunun kabul edilmesiyle mümkün.

“Bu sene Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılmasının 75. yıl dönümü. Silahların kontrolü mimarisi son yıllarda önemli hasarlar aldı. Uluslararası toplumun bu konuda eşitlik ve adalet temelinde ilerleyerek kitle imha silahlarını ortadan kaldırması gerekiyor.

“İnsanoğlunun tabiatın dengelerine müdahale etmesinin nasıl ağır bedellere yol açabileceğini biliyoruz. Bu kötü gidişatı durdurmak ve tersine çevirmek mecburiyetindeyiz. İklim değişikliği mücadelesine samimiyetle destek veriyor ve yükümlülüklerimizi yerine getiriyoruz. BM Çölleşmeyle Mücadele Konferansına ev sahipliği yaptık. Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesinin 2022’de yapılacak konferansının ev sahipliğini üstlendik.

“Irkçılık, yabancı karşıtlığı, İslam düşmanlığı ve nefret söylemi vahim boyutlara ulaştı. Göçmenler ve sığınmacılar başta olmak üzere savunmasız kişilere yönelik şiddet eylemleri hız kazandı. Önyargılardan ve cehaletten beslenen bu eylemlerle en çok Müslümanlar maruz kalıyor. Tüm uluslararası kuruluşları acilen bu zihniyete karşı mücadelede daha somut adımlar atmaya davet ediyorum. Yeni Zelanda’da Müslümanlara yönelik saldırının yıl dönümü olan 15 Mart’ın İslam düşmanlığına karşı uluslararası dayanışma günü olarak ilan edilmesi çağrımı tekrarlıyorum.

“Gelişmekte olan ülkeler ile düşük gelir düzeyine sahip ülkeler bu krizden daha fazla etkileniyorlar. Salgında yaşananlar bize sürdürülebilir kalkınca hedeflerinin önemli bir yol gösterici olabileceğini gösterdi.

“BM Genel Sekreteri’nin dijital işbirliği haritasını destekliyoruz. En doğudaki Avrupalı ve en batıdaki Asyalı olmak üzere her alanda Türkiye’nin özgül ağırlığını artırdığımızı bilmeniz lazım. Yeniden Asya girişimimizle ilişkilerimize yeni bir dinamizm kazandıracağız. Afrika ile ilişkilerimizde ciddi ivme yakaladık.

“İçinden geçtiğimiz bu hassas dönemde çok taraflılığa verdiğimiz güçlü desteğin süreceğini belirtmek istiyorum. Uluslararası toplumu tehdit eden tüm tehditlere karşı safları sıklaştırmak mecburiyetindeyiz. İstanbul’un BM merkezi olması yönündeki gayretlerimizi sürdüreceğiz.”

Kategoriler
Dünya Sağlık

Koronavirüs ile mücadelede şok gelişme! Japonya ürettiğini açıkladı!

Çin’in Wuhan kentinde başlayan ve kısa sürede bütün dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını için tedavi yöntemleri tüm dünyada aranmaya devam ediyor. Hastalık ile mücadelede son haber ise Japonya’dan geldi. Ürettiği ürünlerin kalitesiyle tüm dünyanın saygı duyduğu Japonya’da ışık ekipmanı üreticisi Ushio, insana zarar vermeden yeni tip koronavirüsü yok eden ultraviyole (UV) ışın yayan “Care222” adlı cihazı üretti.

Columbia Üniversitesi iş birliğiyle üretilen Care222, 254 nanometre dalga boyunda UV yayan geleneksel cihazların aksine, insana zararsız 222 nanometrelik UV yayıyor. Mikropları öldürürken insanlara zarar vermeyen cihaz, yüksek riskli otobüs, tren, asansör ve ofis ortamlarının dezenfekte edilmesinde kullanılacak. Ortamın tavanına asılan Care222, 2,5 metre mesafeden havadaki virüs ve bakterilerin yüzde 99’unu 7 dakikada etkisiz hale getiriyor.

ÜNİVERSİTE TARAFINDAN ONAYLANDI

Kyodo ajansına göre cihaz, türünün ilk örneği. Cihaz, 222 nanometre dalga boyunda deri yüzeyine ve göze nüfuz etmeyerek genetik kusurlara yol açmıyor. Ushio, 222 nanometrelik UV’nin insan için zararsız olduğunu tarafsız testlerde Hiroşima Üniversitesince onaylandığını bildirdi.

SATIŞ FİYATI BELİ OLDU

300 bin yen (2 bin 860 dolar) fiyat etiketli 1,2 kilogram ağırlıklı Care222 için şimdilik sadece sağlık kurumlarından sipariş alınabiliyor.

Öte yandan firma, Care222 emitörlerinin monte edileceği genel amaçlı ampul üretimi için Toshiba ile proje yürüttüğünü açıkladı.

Kategoriler
Dünya Gündem Türkiye

O haritaya ABD’den veto!

Doğu Akdeniz’de Oruç Reis sismik araştırma gemisinin faaliyetleri ile başlayan gerginlik devam ediyor. Türkiye’nin araştırmalarını engellemeye yönelik hareketler devam ederken Yunanistan’ın yayınladığı Sevilla Haritası ise büyük tepki çekti.

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği, Yunanistan’ın sözde kara sularına ilişkin SevillaHaritasına ilişkin, “Haritanın hukuki bir öneme sahip olduğunu düşünmüyoruz” açıklamasını yaptı.

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nin Twitter hesabından yapılan açıklamada, “Amerika Birleşik Devletleri, prensip gereği, devletlerin deniz yetki alanlarıyla ilgili ihtilaflarda herhangi bir pozisyon almamaktadır” denildi.

AVRUPA BİRLİĞİ DE SEVİLLA HARİTASI BAĞLAYICI OLARAK GÖRMÜYOR

ABD’nin Sevilla Haritası’nın hukuki bir öneme sahip olmadığı belirtti. Açıklamada, “Avrupa Birliği’nin de Sevilla Haritası’nı hukuki bağlayıcılığı olan bir belge olarak değerlendirmediğini görmekteyiz. Deniz yetki alanları, hukuka dayalı olarak, ilgili devletler arasında varılan mutabakatla karara bağlanmaktadır. ABD, iyi niyetli diyalog ve müzakere anlayışını şiddetle desteklemekte ve Türkiye ve Yunanistan’ı, istikşafı görüşmeleri en kısa süre içinde yeniden başlatmaya teşvik etmektedir” ifadeleri kullanıldı.

SEVİLLA HARİTASI NEDİR?

Sevilla haritası, Rum-Yunan ikilisinin Türkiye’yi Akdeniz kıyılarına hapsederek izole etme hayallerinin temel araçlarından biri olarak kullanılıyor.

Harita, İspanya’nın Sevilla Üniversitesi beşeri denizcilik coğrafyası alanında uzman Prof. Juan Luis Suarez de Vivero tarafından hazırlandığı için üniversitenin adıyla anılıyor. Yunanistan’ın Ege ve Akdeniz’de kıta sahanlığı olarak hak iddia ettiği alan ile Kıbrıs Rum yönetiminin 2004 yılında ilan ettiği Münhasır Ekonomik Bölge’nin (MEB) sınırlarının AB’nin resmi sınırları olduğunu öne sürüyor.

Bu haritanın iddiasına göre, Meis Adası’ndan başlayan Yunan kıta sahanlığı güneye doğru Akdeniz’in ortasına kadar iniyor ve Türkiye’ye Antalya körfezi dışında bir çıkış fırsatı tanımıyor.

Türkiye, yüz ölçümü 10 kilometrekare olan, Anadolu’ya 2 kilometre, Yunan ana karasına ise 580 kilometre uzaklıkta olan bir adanın 40 bin kilometrekare genişliğinde kıta sahanlığı alanı yaratmasına karşı çıkıyor. Bu isteğin rasyonel ve uluslararası hukuka uygun bir tez olmadığını vurgulayarak bu iddiaları reddediyor.

Kategoriler
Dünya Gündem

ABD: Sevilla haritasının bir hukuki statüsü yok!

ABD’nin Türkiye Büyükelçiliği, Doğu Akdeniz gerilimde Türkiye ile Yunanistan arasında en çok tartışılan konulardan birisi olan Sevilla Haritası’nın tanımadıklarını açıkladı.

ABD Büyükelçiliği’nden yapılan açıklamada, “ABD (Yunanistan’ın sözde kara sularına ilişkin) Sevilla haritasının hukuki bir öneme sahip olduğunu düşünmemektedir” ifadeleri kullanıldı.

İngilizce ve Türkçe yapılan açıklamada haritanın hukuki bir statüye sahip olmadığının altı çizilirken, Avrupa Birliği’nin (AB) de bu haritayı hukuki bir bağlayıcılığı olan bir belge olarak görmediği vurgulandı. İki ülkeye de en kısa sürede yeniden görüşmelere başlaması çağrısında bulunan mesajda ABD’nin “iyi niyetli diyalog ve müzakere” anlayışını “şiddetle” desteklediği belirtildi.

Geçen hafta Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Yunanistan’ın Sevilla haritasından vazgeçmemesi ve Türkiye kıta sahanlığına saygı göstermemesi durumunda iki ülke arasındaki gerginliğin bitmeyeceğini vurgulamıştı.

SEVİLLA HARİTASI NEDİR?

İspanya’nın Sevilla Üniversitesi’nden Profesör Juan Luis Suarez de Vivero tarafından hazırlanan haritada, Güney Kıbrıs’ın ilan ettiği ‘münhasır ekonomik bölge’nin sınırları AB’nin resmi sınırları olarak kabul ediliyor. Yunanistan’ın haritada gösterilen kıta sahanlığı Türkiye’nin hak iddia ettiği bölgeyle çakışıyor.

Harita büyük ölçüde Yunanistan’ın tezlerine uygun şekilde hazırlanırken Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki yetki alanı yalnızca Antalya Körfezi açıklarında küçük bir alan olarak gösteriliyor.

İŞTE SEVİLLA HARİTASINA GÖRE TÜRK KARA SULARI!