Kategoriler
Gündem

Bakan Koca’dan saldırıya uğrayan sağlık çalışanlarına destek!

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, hasta yakınlarının sağlık çalışanlarına saldırdığı Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesine ziyarete gitti.
Hastane yetkililerimden olayla ilgili bilgi alan Bakan Koca, güvenlik kamerası görüntülerini inceledi. Saldırı girişimi sırasında barikat kuran sağlık çalışanlarıyla da bir araya gelerek sohbet eden Koca, bu anları Twitter hesabından paylaştı.

“KONUNUN TAKİBİNDEYİZ”

Daha sonra Twitter hesabından açıklama yapan Bakan Fahrettin Koca, “Keçiören EAH Acil Servisindeki arkadaşlarımı ziyaret ettim. Emniyet güçlerimizce incelenen kamera kayıtları, arkadaşlarımızın beyanı olayın ciddiyetini ortaya koymuştur. Cumhuriyet Başsavcılığımız süreci başlatmıştır. Sağlık camiası olarak üzgün ve konunun takibinde kararlıyız” dedi.

“GÜVENLİK KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR”

Açıklamalarını sürdüren Koca, “Keçiören EA Hastanemize yaptığımız ziyarette, dün gerçekleşen ve sağlık çalışanlarımıza yönelik şiddet konusunda tüm duyarlıkları harekete geçiren olayı, yaşayanların tanıklığı ve kamera kayıtlarıyla değerlendirdik. Mesaj net: Fedakârlık, ruhumuzda. Güvenlik, kırmızı çizgimizdir” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
Dünya Gündem Türkiye

Macron’dan Erdoğan’a telefon!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile telefonda görüştü. İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Macron’dan gelen talep üzerine gerçekleşen görüşmede, Türkiye-Fransa ve Türkiye-AB ilişkileri ile Doğu Akdeniz başta olmak üzere bölgesel gelişmeler ele alındı.

“MEŞRU HAKLARIMIZ YOK SAYILIYOR”

Erdoğan görüşmede, Doğu Akdeniz’deki gerginliğin sebebinin Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin bölgedeki meşru haklarının yok sayılması olduğuna işaret ederek, Fransa’nın Yunanistan ve Rum kesiminin gerginliği tırmandıran maksimalist iddia ve adımlarını desteklemesine anlam veremediğini belirtti.

“KİMSENİN HAKKINDA GÖZÜMÜZ YOK!”

Türkiye’nin kimsenin hakkında gözü olmadığını ancak kendi haklarını da kimseye yedirmeyeceğinin altını çizen Erdoğan, her zaman olduğu gibi bugün de sorunların çözümü için diyalog ve iş birliğini savunduklarını anlattı. Tansiyonu düşürmek için diplomasi fırsatlarının değerlendirilmesi ve sürdürülebilir müzakere süreçlerinin hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, tüm sorunları masada konuşmak ve çözmek istediklerini dile getirdi.

“FRANSA SAĞDUYULU VE YAPICI OLMALI”

Erdoğan, bu süreçte Fransa’dan da sağduyulu ve yapıcı bir tutum beklediklerini ifade ederek, Türkiye-Fransa arasında istişare ve iletişim mekanizmasının sürekli olarak işletilmesinde fayda gördüğünü kaydetti.

Erdoğan, AB Liderler Zirvesi’nden Türkiye’ye ilişkin yapıcı diyalog ve iş birliğini teşvik eden bir yaklaşımın çıkmasının da bölgesel meselelerin çözüm imkanları açısından önemli olduğunu belirtti.

Kategoriler
Gündem Türkiye

İzmir’de 65 yaş üstüne sokağa çıkma yasağı ve kısıtlama var mı?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın koronavirüs nedeniyle bazı kısıtlamaların olacağını özellikle de 65 yaş üstü vatandaşlara yasaklar geleceğini söylemesinin ardından bugün birçok il valiliği bir dizi yasaklar getirdi. Özellikle 65  yaş ve üstüne bazı sokağa çıkma yasağı ve kısıtlamalar geldi.

Birçok ilde valiliklerin verdikleri kararlar ile 65 yaş üstü vatandaşların belli saatler haricinde sokağa çıkmaları kısıtlarken, Ege Bölgesi’nde Muğla, İzmir, Manisa, Kütahya’da bir dizi önlem aldı.

ÖNLEM ALAN İLLER

MUĞLA:

Muğla Valiliği, 65 yaş ve üzeri ile kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşlarımızın düğün, nişan, nikah, kına, sünnet, mevlit, cenaze gibi toplu organizasyonlara, sadece 1. 2. 3. derece (anne, baba, kardeş, torun, dede, nine, amca, hala, teyze, dayı) yakın akrabalarının sosyal mesafe ve maske kuralına riayet ederek katılması, bunun dışındaki 65 yaş ve üzeri ile kronik rahatsızlığı olan vatandaşlarımızın katılımlarının kısıtlanmasına karar verdi.

MANİSA

65 yaş ve üzeri vatandaşların 17.00- 20.00 saatleri arasında toplu taşıma araçlarını kullanmaları, ilçe pazarlarına 17.30’dan sonra girmeleri ve birinci derece akrabaları dışındaki düğünlere katılması yasaklandı.

KÜTAHYA

65 yaş ve üzeri vatandaşlarımızın belirlenen bölgelerdeki park, kahvehane kıraathane, kafeterya, çay ocağı ve çay bahçeleri, pastahane, oyun salonları, han, kulüp dernek binaları ve lokalleri gibi kapalı ve açık oturma alanlarına hafta sonu 12:00 – 19:00, hafta içi saat 16:00 – 19:00, saatleri arasında girmeleri yasaklandı.

İZMİR

65 yaş ve üstü vatandaşların, mahallelerine en yakın semt pazarı, markette alışverişlerini sabah 10.00-12.00 saatleri arasında yapmalarına karar verildi. Bu yaş grubuna, birinci derece yakınlarının hariç düğün, taziye gibi toplu bulunulan yerler yasak. Toplu taşıma araçlarını 10.00-16.00 saatleri arasında kullanacaklar.

Kategoriler
Gündem Sağlık Türkiye

22 Eylül günlük koronavirüs vaka tablosu açıklandı!

Koronavirüs pandemisinin ülkemizde görülmeye başlamasından beri günlük olarak vaka tablosu açıklayan Sağlık Bakanlığı, Türkiye’nin 22 Eylül günlük Koronavirüs Tablosu’nu da paylaştı.

22 Eylül itibariyle son 24 saatlik verilere göre; 1692 yeni vaka tespit edildi, vefat sayısı ise 65 olarak gerçekleşti. Böylece Türkiye’de koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 7 bin 639’a, toplam vaka sayısı ise 306 bin 302’ye yükseldi. Son 24 saatte tedavisi tamamlanan 1261 hastanın daha taburcu olmasıyla toplam iyileşen hasta sayısı 269 bin 696’ya yükseldi. Toplam test sayısı 9 milyon 496 bin 268, ağır hasta sayısı 1522, hastalarda zatürre oranı yüzde 6.7 oldu.

SAĞLIK ÇALIŞANLARIMIZA DESTEK VERİN

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Ağır hasta sayımız 1.522’ye ulaştı. Zatürre oranında düşüş devam ediyor. Bugün 1.692 yeni hastamız var. Tedbirlere uygun hareket ederek gecesi gündüzü bizim için çalışmakla geçen sağlık çalışanlarımıza destek verelim. Birlikte başaracağız” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
Dünya Gündem Türkiye

Erdoğan: Asla müsamaha göstermeyeceğiz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Doğu Akdeniz’de yaşanan gerginliğe ilişkin ülkemizin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarının çiğnenmesine göz yummayacaklarını yineleyerek, tüm bölge ülkelerinin hak ve çıkarlarının göz önünde bulundurulduğu bölgesel bir konferans düzenlenmesini teklif ettiğini açıkladı.

AŞILAR İNSANLIĞIN ORTAK İSTİFADESİNE SUNULMALIDIR

Birleşmiş Milletler 75. Genel Kurulu’na hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, dış politikaya ilişkin açıklamalarda bulundu ve uluslararası topluma dayanışma mesajı verdi. Türkiye’nin yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgını sürecinde tüm dünyayla işbirliği yaptığını vurgulayan Erdoğan, bulunacak aşının kullanımına dair “Hangi ülkede üretilirse üretilsin, kullanıma hazır hale getirilecek aşılar insanlığın ortak istifadesine sunulmalıdır” dedi.

“DAYATMAYA, TACİZE MÜSAMAHA GÖSTERMEYECEĞİZ”

Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilime dair konuşan Cumhurbaşkanı, “Çözüm, Kıbrıs Türk halkının adanın ortak sahibi olduğunun kabul edilmesiyle mümkün” derken, anlaşmazlıktan dolayı Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ı suçladı. “Doğu Akdeniz’de bir süredir yaşanan gerilimin gerisinde ‘Kazanan hepsini alır’ anlayışıyla hareket eden ülkeler bulunuyor” diyerek sözlerini sürdüren Erdoğan, “Bizim ne Doğu Akdeniz’de, ne de başka bir bölgede kimsenin hakkında, hukukunda, çıkarlarında gözümüz bulunmuyor. Ancak ülkemizin ve Kıbrıs Türklerinin haklarının çiğnenmesine de göz yumamayız. Bölgede bugün yaşanan sıkıntıların sebebi Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin attığı tek yanlı adımlardır. Anlaşmazlıkların çözümü öncelikli tercihimizdir ancak aksi yönde herhangi bir dayatmaya, tacize asla müsamaha göstermeyeceğimizi ifade etmek istiyorum. Bu amaçla tüm bölge ülkelerinin hak ve çıkarlarının göz önünde bulundurulduğu bölgesel bir konferans düzenlenmesini teklif ediyoruz. Uluslararası anlaşmaları hiçe sayan Rum tarafı, Kıbrıs Türklerinin adadan tasfiye etmeyi amaçlıyor. Çözüm, Kıbrıs Türk halkının adanın ortak sahibi olduğunun kabul edilmesiyle mümkün” ifadelerini kullandı.

“FİLİSTİN HALKININ RIZASI OLMAYAN HİÇBİR PLANA DESTEK VERMEYECEĞİZ”

ABD’nin hazırladığı ve İsrail-Filistin sorunun çözeceği öne sürülen ‘Yüzyılın Anlaşması’nı eleştiren Erdoğan, “Asrın anlaşması adı altında Filistin tarafına dayatılmaya çalışılan teslimiyet belgesi reddedilince bu kez İsrail, kaleyi içten fethetme girişimlerin hız vermiştir. Türkiye olarak Filistin halkının rıza göstermediği hiçbir plana destek vermeyeceğiz” dedi. ‘Filistin meselesinin ancak 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi devamlılık için bir Filistin devletinin kurulmasıyla çözülebileceğini’ belirten Erdoğan, “Bunun dışında çözüm arayışları beyhudedir, tek taraflıdır, adaletsizdir” açıklamasında bulundu.
Silahlanma, iklim değişikliği, ırkçılık ve İslam karşıtlığı, salgın sonrası yaşanan ekonomik kriz gibi konulara da değinen Erdoğan, “İçinden geçtiğimiz bu hassas dönemde çok taraflılığa verdiğimiz güçlü desteğin süreceğini belirtmek istiyorum. Uluslararası toplumu tehdit eden tüm tehditlere karşı safları sıklaştırmak mecburiyetindeyiz” şeklinde konuştu.

Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Eski çalışma arkadaşım büyükelçi Volkan Bozkır’a gönülden tebrik ediyorum. BM’de en üst seviyede görevi üstlenen ilk Türk vatandaşı olarak Volkan Bozkır’ın BM’nin vicdanı olacağına inanıyorum. BM’nin kuruluşunun 75. yıldönümünde anlamlı bir görevi üstlenen sayın Bozkır’a başarılar diliyorum.

“Karşımızdaki fotoğrafa bakarak bardağın dolu ve boş taraflarını doğru ve samimi bir şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Salgının başlarında ülkelerin kendi kaderlerine terk ediği haller ortaya çıktı. Dünya beşten büyüktür tezimin haklılığı bir kez daha görülmüş oldu.

Güvenlik Konseyi’ni daha etkin, demokratik, şeffaf, hesap verebilir bir yapıya kavuşturmalıyız. Bardağın dolu tarafında ise BM, insanlığın barış, adalet ve refah arayışında dönüm noktası olma potansiyelini sürdürüyor.

“Salgın krizinin üstesinden gelemediğimizi göz önünde bulundurarak, çok taraflı işbirliği için elimizdeki mekanizmaları en etkin şekilde kullanmalıyız. Yerel çözümler ancak günü kurtarır, uzun vadeli çözümler için uluslararası dayanışma şarttır. Türkiye olarak, salgının başlamasından itibaren tüm uluslararası platformlarda işbirliği çağrısında bulundu. ‘Dost kara günde belli olur’ anlayışıyla tıbbi malzeme yardımı talep eden 146 ülkeye ve 7 uluslararası kuruluşa elimizi uzattık.

“Hangi ülkede üretilirse üretilsin, kullanıma hazır hale getirilecek aşılar insanlığın ortak istifadesine sunulmalıdır.

“Türkiye’nin başarı hikayesinin arkasında Cumhurbaşkanlığı sistemiyle birlikte tesis ettiğimiz etkin yönetişim mekanizmaları, sağlık altyapı yatırımlarımızın geliştirdiği yüksek kapasite ve yetişmiş insan kaynağı vardır. Bununla beraber, salgın dünya genelindeki çatışma dinamiklerini olumsuz etkilemiş ve kırılganlıkları artırmıştır. Küresel ateşkes çağrısının somut sonuçları olmamasından üzüntü duyuyorum.

“Suriye’de 10. yılına giren ihtilaf, bölgemizin güvenlik ve istikrarı için tehdit oluşturmaya devam ediyor. Uluslararası toplum olarak tüm terör örgütlerine karşı aynı ilkeli tutumu takınmadan ve kararlı görüşü göstermeden Suriye meselesine kalıcı çözümü bulamayız. Suriye’de terör örgütlerinden kurtardığımız bölgelere 411 binin üzerinde Suriyeli kardeşimizin dönmesi bunun en açık göstergesidir. Güvenli hale getirdiğimiz bölgeler sayesinde İdlib başta olmak üzere milyonlarca Suriyeli’nin de vatanlarından ayrılmalarının önüne geçtik.

“Suriyeli kardeşlerimiz için İdlib’de ve diğer yerlerde on binlerce briket konut inşa ediyoruz. Bütün bu faaliyetleri kayda değer bir destek almadan, kendi imkanlarımıza yürütüyoruz. Suriye’deki ihtilafın, BMGK’nın 24/52 sayılı kararındaki yol haritasında çözülmesi hepimizin önceliği olmalıdır.

“Libya’nın meşru hükümetinin yardım çağrısına somut cevap veren ve destek sağlayan tek ülke Türkiye olmuştur. Libya’da kalıcı siyasi çözümün, Libyalılar tarafından yürütülecek kapsamlı diyalog yoluyla tesis edilebileceğini biliyoruz.

“Tıpkı DEAŞ gibi, Irak’ta yuvalanan PKK terör örgütünün kökünü kazımak için uluslararası toplumdan ve Irak’tan samimi işbirliği bekliyoruz. Bölgeden terör örgütlerinin temizlenmesi, geleceğinin aydınlanmasına katkı sağlayacaktır. İran’ın nükleer programıyla ilgili hususların diplomasi yoluyla çözülmesinden yanayız.

“İnsanlığın kanayan yarası olan Filistin’deki işgal ve zulüm düzeni vicdanları acıtmaya devam ediyor. 3 büyük dinin kutsallarına ev sahipliği yaban Kudüs’e uzanan el cüretini artırıyor. Asrın anlaşması adı altında Filistin tarafına dayatılmaya çalışılan teslimiyet belgesi reddedilince bu kez İsrail, kaleyi içten fethetme girişimlerin hız vermiştir. Türkiye olarak Filistin halkının rıza göstermediği hiçbir plana destek vermeyeceğiz. Filistin meselesi ancak 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi devamlılık için bir Filistin devletinin kurulmasıyla çözülebilir. Bunun dışında çözüm arayışları beyhudedir, tek taraflıdır, adaletsizdir.

“Yukarı Karabağ sorunu başta olmak üzere, bölgedeki ihtilafların Azerbaycan ve Gürcistan’ın toprak bütünlüğü ve egemenliğiyle bir an evvel çözülmesinden yanayız.

“Keşmir sorunu halen çözüm bekliyor. Keşmir’in özel statüsünün ilgasının ardından atılan adımlar sorunu daha da karmaşık hale getirmiştir. Bu meselenin diyalog yoluyla, BM kararları çerçevesinde çözülmesinden yanayız.

“Doğu Akdeniz’de bir süredir yaşanan gerilimin gerisinde ‘Kazanan hepsini alır’ anlayışıyla hareket eden ülkeler bulunuyor. Bizim ne Doğu Akdeniz’de, ne de başka bir bölgede kimsenin hakkında, hukukunda, çıkarlarında gözümüz bulunmuyor. Ancak ülkemizin ve Kıbrıs Türklerinin haklarının çiğnenmesine de göz yumamayız. Bölgede bugün yaşanan sıkıntıların sebebi Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin attığı tek yanlı adımlardır. Türkiye her türlü olumsuz gelişmenin yükünü tek başına omuzlamak durumunda bakılan bir ülkedir. Ülkemizin yok sayılması ne akıl, ne vicdanla, ne de uluslararası hukukla izah edebilir. Anlaşmazlıkların çözümü öncelikli tercihimizdir ancak aksi yönde herhangi bir dayatmaya, tacize asla müsamaha göstermeyeceğimizi ifade etmek istiyorum. Bu amaçla tüm bölge ülkelerinin hak ve çıkarlarının göz önünde bulundurulduğu bölgesel bir konferans düzenlenmesini teklif ediyoruz. Krizin bir sebebi de 1968’den beri devam eden müzakerelerde kalıcı bir çözüm bulunamamasıdır. Uluslararası anlaşmaları hiçe sayan Rum tarafı, Kıbrıs Türklerinin adadan tasfiye etmeyi amaçlıyor. Kıbrıs Türk halkını hiçbir zaman yalnız bırakmadık, bundan sonra da bırakmayacağız. Çözüm, Kıbrıs Türk halkının adanın ortak sahibi olduğunun kabul edilmesiyle mümkün.

“Bu sene Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılmasının 75. yıl dönümü. Silahların kontrolü mimarisi son yıllarda önemli hasarlar aldı. Uluslararası toplumun bu konuda eşitlik ve adalet temelinde ilerleyerek kitle imha silahlarını ortadan kaldırması gerekiyor.

“İnsanoğlunun tabiatın dengelerine müdahale etmesinin nasıl ağır bedellere yol açabileceğini biliyoruz. Bu kötü gidişatı durdurmak ve tersine çevirmek mecburiyetindeyiz. İklim değişikliği mücadelesine samimiyetle destek veriyor ve yükümlülüklerimizi yerine getiriyoruz. BM Çölleşmeyle Mücadele Konferansına ev sahipliği yaptık. Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesinin 2022’de yapılacak konferansının ev sahipliğini üstlendik.

“Irkçılık, yabancı karşıtlığı, İslam düşmanlığı ve nefret söylemi vahim boyutlara ulaştı. Göçmenler ve sığınmacılar başta olmak üzere savunmasız kişilere yönelik şiddet eylemleri hız kazandı. Önyargılardan ve cehaletten beslenen bu eylemlerle en çok Müslümanlar maruz kalıyor. Tüm uluslararası kuruluşları acilen bu zihniyete karşı mücadelede daha somut adımlar atmaya davet ediyorum. Yeni Zelanda’da Müslümanlara yönelik saldırının yıl dönümü olan 15 Mart’ın İslam düşmanlığına karşı uluslararası dayanışma günü olarak ilan edilmesi çağrımı tekrarlıyorum.

“Gelişmekte olan ülkeler ile düşük gelir düzeyine sahip ülkeler bu krizden daha fazla etkileniyorlar. Salgında yaşananlar bize sürdürülebilir kalkınca hedeflerinin önemli bir yol gösterici olabileceğini gösterdi.

“BM Genel Sekreteri’nin dijital işbirliği haritasını destekliyoruz. En doğudaki Avrupalı ve en batıdaki Asyalı olmak üzere her alanda Türkiye’nin özgül ağırlığını artırdığımızı bilmeniz lazım. Yeniden Asya girişimimizle ilişkilerimize yeni bir dinamizm kazandıracağız. Afrika ile ilişkilerimizde ciddi ivme yakaladık.

“İçinden geçtiğimiz bu hassas dönemde çok taraflılığa verdiğimiz güçlü desteğin süreceğini belirtmek istiyorum. Uluslararası toplumu tehdit eden tüm tehditlere karşı safları sıklaştırmak mecburiyetindeyiz. İstanbul’un BM merkezi olması yönündeki gayretlerimizi sürdüreceğiz.”

Kategoriler
Gündem

Türkiye’den Yunanistan’a askeri uyarı!

Türkiye, yeni bir NAVTEX yayımlayarak Yunanistan’ı uyardı. CNN Türk’ten Ahmet Türkeş’ın aktardığı habere göre; Türkiye-Yunanistan arasındaki tansiyonu düşürmek için diplomatik çalışmalar devam ederken, Türkiye, İzmir İstasyonu’ndan bir NAVTEX mesajı yayımlandı. Bu mesajda Ege Denizi’nde bulunan Limni Adası’nın 1923 yılında imzalanan Lozan Anlaşması’nda belirtilen gayri askeri statüsünün ihlal edildiği vurgulandı.

14 Eylül tarihinde de aynı uyarı yine Ege Denizi’ndeki Sakız Adası için yapılmıştı.

NAVTEX NEDİR?

NAVTEX, uluslararası orta frekansta gemilere olası tehlike, emniyet ve hava raporları ve uyarılarını otomatik olarak yazılı bir şekilde veren haberleşme sistemine denir. Cihaz, kıyıdan 740 km uzaklıkta tek yönlü yayın yapan kıyı istasyonundan otomatik olarak veri alır.

Kategoriler
Gündem

Bodrum’dan çağrı: “Bodrum’u seviyorsan Bodrumlu ol!”

Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, tatil için Bodruma gelen ardından ilçede yaşamaya başlayan vatandaşlara seslerenerek, nüfus kayıtlarını da Bodrum’a aldırmalarını istedi. Tatilcilerin yaşadıkları şehirlere dönmediğini ve nüfusun 2 kat arttığını belirten Aras, Bodrum’da kalacaklara nüfuslarını ilçeye aldırma çağrısı yaptı. Aras, “Buraya kayıt olmaları istememizin sebebi ise gerçek nüfusunuzu yansıta bilirsek Türkiye İstatistik Kurumu, TÜİK’te o zaman bizim genel bütçeden alacağımız pay artacaktır” diye konuştu.

“BODRUM’DA VAKA SAYISI STABİL KALDI”

Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, turizm açısında salgının fazla etkilenmediğini söyleyerek, “Yaz sezonunu çok iyi bir şekilde geçirdik. Türkiye’nin bir çok yerinde vakalar artarken Bodrum’da vaka ya hiç olmadı bazen de stabil kaldı. Bundan sonra da gerekli önlemleri alarak Bodrum’un güvenli bir kent olarak kalmasını sağlamaya çalışıyoruz. Özellikle son dönemde yaz dönemiyle de birlikte artan nüfusa göre yaptığımız denetimlerde sosyal mesafe kuralları, maske ve hijyen kurallarının hepsi bizim gözetimimiz altında tutuldu. Plajlarda, Pazar yerlerinde, sosyal alanlarda, işletmelerde büyük çaplı denetimler yaptık. Bulaşma riskini önlemek için bizim üzerimize düşen önlemleri aldık” dedi.

“NÜFUS 2 KATINA ÇIKTI”

Eğitim sisteminin uzaktan eğitim şeklinde devam etmesinden dolayı pek çok tatilcinin geri dönemediğinin altını çizen Başkan Aras, “Uzaktan eğitiminde şu anda gündemde olmasıyla beraber Bodrum’a gelen nüfusun çok fazlada gitmeyeceği tahmin ediyoruz. 2. konut sahiplerinin ana kentlere dönmeyip Bodrum’da kalmaya devam edeceklerini görüyoruz. Bizim araştırmalarımızla beraber, 2. konut sahiplerinin geri dönmemesiyle birlikte oluşacak nüfus 350 ila 400 bine çıkıyor. Bizim normalde 176 bin 500 nüfusa hitap ediyoruz. Şu anda görünen o ki 2 kat bir nüfusla karşı karşıya kalacağız kış boyunca. Bunun için tabi ki önlemlerimizi alacağız” diye konuştu.

“BODRUM’U SEVİYORSAN BODRUMLU OL”

“Yazlık beldelerin kış nüfusuna göre ödeneklerini aldıklarını, devletten gelen payın nüfusa göre olduğunu değerlendirirseniz” diye devam eden Aras, “176 bin 500 nüfusuna göre alınan bu payların 400 bin nüfusa göre harcanacağı da burada bir gerçektir. Bunun için ya ekstra desteklenmemiz lazım, ya da Bodrum’da yaşayacak olan vatandaşlarımız da ilçemize kayıt olacak. ‘Bodrum’u seviyorsan Bodrumlu ol’ diye her mecrada söylüyoruz” ifadelerini kullandı.
Diğer yandan iki katına çıkan nüfus nedeniyle ilçede trafik ve altyapı sorunları baş göstermeye başlarken, Bodrum’un nüfusu birçok ilin nüfusunu geride bırakmış durumda.

Kategoriler
Gündem Sağlık

Bilim Kurulu üyesinden meraklandıran açıklama: “Kısıtlama gelebilir”

Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Hasan Murat Gündüz, gençlerin yoğun bakımda tedavi görme oranının yüzde 25’e çıktığını söyledi. Gündüz, “Yaşlıların bıraktığı yoğun bakım alanlarını gençler dolduruyor” dedi.

DHA’ya konuşan Prof. Dr. Gündüz, gençlerin çok düşük oranlarda görülen ağır tablolarının normalleşmenin ardından artmaya devam ettiğini belirtti. Tedbirlere uymamalarıyla birlikte yoğun bakımlarda yaşlıların boşalttığı alanı gençlerin doldurduğunu dile getiren Gündüz, “Görüyoruz ki yaşlı bireyler bu süreçte kendilerine daha da dikkat ediyorlar. O nedenle ne yazık ki yaşlıların bıraktığı yoğun bakım alanını gençler dolduruyor. Ayrıca 50 yaş altındaki hastalar da artık yoğun bakım tedavisi görecek kadar ağırlaşabiliyor” diye konuştu.

“BELİRTİLER BİRBİRİNE ÇOK YAKIN”

Sonbahar ve kış aylarında mevsimsel gripten de koronavirüs tedbirlerine uyumla korunulabileceğini belirten Prof. Dr. Gündüz, “Belirtileri birbirine çok yakın. O nedenle laboratuvar testleri ve birtakım hastanede yapılan tetkiklerle birini diğerinden ayırt etmek mümkün oluyor. Ancak toplumumuz eğer Covid-19 için alınan önlemlere devam ederse mevsimsel gripten de korunabiliriz. Biz yine maske, mesafe ve el hijyenine dikkat edelim. Düzensiz kalabalıklara girmekten kaçınalım. Böylelikle hem koronavirüsten hem de mevsimsel gripten korunmuş oluruz” dedi.

“VİRÜSLE YAŞAMASINI ÖĞRENEREK BU SÜRECİ GEÇİRMEMİZ GEREKİYOR”

Vaka sayısının belli kentlerde artarken, bazı kentlerde azaldığına dikkati çeken Prof. Dr. Gündüz, buna önlem olarak bölgesel kısıtlamaların gelebileceğini söyledi. Aşı bulunana kadar virüsle yaşamayı öğrenmek gerektiğinin altını çizen Gündüz, “Biz geleneklerine bağlı bir milletiz. Bunlar son derece güzel şeyleri de ifade ediyor ama aşırı kalabalıkların oluştuğu kutlamalar, taziyeler ve benzeri birtakım faaliyetlerden kesinlikle kaçınmalıyız. Bunun aşısı, ilacı çıkmadıkça ya da virüs olumlu anlamda mutasyona uğramadıkça bu hastalık devam edecek. Biz basit önlemler alarak ve en azından aşı bulunana kadar bu virüsle yaşamasını öğrenerek bu süreci geçirmemiz gerekiyor” diye konuştu.

“TOPLUM AŞIYLA BİRLİKTE BAĞIŞIKLIK KAZANACAK”

Aşı ile ilgili çalışmalar hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Gündüz, “Umuyorum ki 2021 yılının içinde toplum aşıyla birlikte bağışıklık kazanacak. Önümüzdeki yıl bu yıldan çok daha iyi olacağız. Biraz daha sabretmek gerektiğini düşünüyorum. Aşı çalışmaları Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından çok yakından takip ediliyor. Dünyada olduğu gibi bizde de aşı çalışmaları sürüyor. Çok testler yapılıyor, çok evrelerden geçiliyor ki ne kadar etkin olduğu, yan etkilerinin nasıl olduğu tam olarak test edildikten sonra insanların hizmetine sunuluyor. Tüm bunlar sağlandıktan sonra yoğun miktarda üretimi başlayacak. Aşıyı biz üretebilirsek kendi ülkemizde kendi vatandaşlarımıza çok daha hızlı bir şekilde sağlayabiliriz. Yurt dışından da birtakım aşılar gelebilir” dedi.

 

 

 

 

Kategoriler
Eğitim Gündem

Eğitim Sen Başkanı’ndan korkutan açıklama!

Okullarda yüz yüze eğitim korona virüse rağmen başlatılırken velilerin ise salgın nedeniyle kaygılı olduğu belirtiliyor. Cumhuriyet gazetesinin haberine göre, Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan ise 600’ün üzerinde eğitimcinin koronaya yakalandığın dikkat çekerek durumun vahametini gözler önüne serdi.

Aydoğan, “Siyasal iktidar, okulların açılmasını siyasi başarı hikâyesine dönüştürdü. Okullarda temizlik görevlileri, hijyen malzemeleri eksik. Okul müdürleri virüs konusunda eğitim almamış. Okullarda sağlıkçı bulunmalı, taleplerimiz göz ardı edildi. 600’ün üzerinde eğitim emekçisine Covid-19 tanısı konuldu. Ancak okullar öğretmenlere ve öğrencilere test yapılmadan açıldı” şeklinde konuştu.

 

 

 

 

Kategoriler
Ekonomi Gündem Politika

Sümer’den soru önergesi! İşçinin paraları nerede?

CHP Adana Milletvekili Orhan Sümer, meclise bir soru önergesi sundu. Sunulan önergede, 2020 yılında İşsizlik Fonu’ndan 50 milyar TL’nin  harcandığını ancak bunun sadece 6.6 milyar TL’sinin işsiz kalanlara verildiğini belirterek, “43.4 milyar nereye harcandı?” ifadelerini kullandı.

Sümer, İşsizlik Sigortası Fonu’nda biriken paranın nereye harcandığına ilişkin iddiaları kamuoyunun ve TBMM’nin gündemine taşıdı. Sümer yaptığı yazılı açıklamada, işsizlik sigortasının işsizlik, istihdam ve gelir kaybı gibi durumlarda gelir desteği sağlayan bir mekanizma olduğunu belirterek, “Aynı zamanda en önemli sigorta kollarından ve Türkiye gibi bir ülkede de çalışanların en önemli güvencelerinden biri” dedi. Sümer, buna karşın fonda biriken paranın amacına uygun olarak harcanmadığına dikkat çekti.

SÜMER TARAFINDAN YAPILAN AÇIKLAMA

CHP Adana Milletvekili Orhan Sümer açıklamasına şu şekilde devam etti, “Fonun toplam varlığı 2019 yılı sonunda 132 milyar TL’ydi. Bu yılın ilk 8 ayında fonun 26 milyar TL yeni geliri oldu. Hiç harcama yapılmasaydı fonda 158 milyar TL olması gerekirdi. Ancak eylül ayı itibarıyla fonun varlığı 109 milyar TL’ye indi. Yaklaşık 50 milyar TL harcanmış oldu. Bunun sadece 6.6 milyarı işsiz kalanlara verildi. Gerisi de devlet bütçesinden yapılması gereken teşvik ve benzeri ödemelere gitti. İşsiz kalanlar için kullanılması gereken 43.4 milyar nereye harcandı? Fonda biriken paranın, getirisi için de doğru değerlendirilmesi gerekir.”

BU SORULAR CEVAPLANMALI

Sümer, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un yanıtlaması istemiyle şu soruları sordu:

– Ülkemizde ilk Covid-19 vakasının görüldüğü 11 Mart tarihinde İşsizlik Sigortası Fonu’nun varlığı ne kadardı? – Önergenin yanıtlandığı tarihte fonda biriken miktar ne kadar olmuştur?

– 11 Mart 2020 tarihinden bu yana işsiz kalan kaç kişi bu fondan yararlanmıştır?

– Fonda biriken para hangi yatırım araçlarıyla değerlendirilmektedir?

İŞSİZ SAYISI BEKLENTİSİ ENDEKSİ LİSTEDEN ÇIKARILDI

TÜİK, “İşsiz sayısı beklentisi” endeksini hesaplamadan çıkardı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bugün açıklayacağı “tüketici güven endeksi” hesaplamasında kullandığı dört alt endeksten ikisi olan “işsiz sayısı beklentisi” ve “tasarruf etme ihtimalini” hesaplamadan çıkardı. Açıklamada, değişikliğin “Avrupa Komisyonu Ekonomik ve Finansal İşler Genel Müdürlüğü’nün (DG ECFIN) tavsiyeleri doğrultusunda” yapıldığı belirtildi. Bu endeksler yerine “geçen 12 aylık döneme göre mevcut dönemde hanenin maddi durumu” ve “gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi” endeksleri hesaplamaya dahil edildi.